YDP, TESCİL İÇİN İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA BAŞVURDU

YDP, TESCİL İÇİN İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA BAŞVURDU

11/2/2017 11:08:24 AM

Yeniden Doğuş Partisi (YDP) yetkilileri bugün parti tescili için İçişleri Bakanlığı’na başvuru yaptı.

Erhan Arıklı başkanlığındaki heyetin yaptığı başvurunun ardından Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nda düzenlenen basın toplantısıyla parti programı basına açıklandı ve parti kuruluş bildirgesi okundu.

“SEÇİM SİSTEMİ DEĞİŞECEK”

YDP Genel Sekreteri Turan Büyükyılmaz’ın okuduğu parti programında YDP’nin iktidara gelmesi halinde seçim sistemini tamamen değiştireceği kaydedildi.

Bu değişiklikle“ülke milletvekili” adı verilen milletvekillerinin, çarşaf liste ile ülke genelinden seçileceği ifade edilen programda, bölgelerin temsili açısından belirli sayıda “bölge milletvekili”nin de bölgelerden seçileceği fakat bu isimlerin bakanlık görevi alamayacağı kaydedildi.

Programda yurt dışındaki Türklerin de genel seçimlerde oy kullanmalarının sağlanacağı ve sınırlı sayıda da olsa yurt dışındaki Türklere de milletvekili kontenjanı verileceği dile getirildi.

“Tüm yurttaşlarımızın diline, inancına, kültürüne, değerlerine, yaşam tarzına, tüm farklılıklarına saygı göstereceğiz” denilen programda, partinin “reform”lara imza atacağı anlatıldı.

“YARIM İNŞAATLAR TOKİ İŞBİRLİĞİYLE PAZARLANACAK”

“Türkiye’den gelen suyun verimli kullanarak, üniversitelerle işbirliği yaparak belirli bir plan tahtında üretim ve pazarlama ağını da kurarak tarım sektörünü ülkenin istihdam ve refah kaynağı haline getirmeyi temel hedeflerimiz arasına alacağız” denilen programda, 2004 yılından bu yana yarım kalan inşaatların TOKİ ile işbirliği halinde pazarlanacağı ifade edildi.

Programda yabancıların gayrimenkul alımlarının da kolaylaştırılacağı dile getirildi.

“HEDEF ADİL VE KALICI BİR ÇÖZÜM”

Partinin Kıbrıs sorunuyla ilgili vizyonuna da yer verilen programda, “KKTC’nin ekonomik altyapısının güçlendirilmesi ve refahının artırılması için bugüne kadar Anavatanımız Türkiye’nin katkıları aşikardır. Kıbrıs’ta, her iki halkın asli kurucu iradelerini, siyasi eşitliklerini ve adanın ortak sahibi olmalarını temel alan, müzakere edilmiş, adil ve kalıcı bir çözümü hedefliyoruz” denildi.

Programda müzakerelerle ilgili şu ifadelere yer verildi:

“Sayın Cumhurbaşkanı tarafından sürdürülen müzakereleri ihtiyatlı bir iyimserlikle destekliyor ve varılacak çözümde; halkımızı yeniden göçmen durumuna düşürmeyecek, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünü sulandırmayacak, siyasi eşitliğimizi, egemenliğimizi, iki kesimlilik ve iki bölgeliliğimizi zedelemeyecek bir anlaşmaya evet diyeceğimizi peşinen beyan ediyoruz.”

“KKTC SUNİ TENEFFÜSLE YAŞAYAN BİR HASTA DURUMUNA DÜŞTÜ”

Hukuk Müşaviri Sunalp Derviş Sencer’in okuduğu kuruluş bildirgesinde ise, “1974 Mutlu Barış Harekâtı ile temelleri atılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, aradan 42 yıl geçmesine, kuzeyde kalan bunca zenginliklere ve Anavatan Türkiye’nin olağanüstü desteklerine rağmen, bir türlü kendi ayakları üzerinde duracak bir yapıya kavuşamamış ve suni teneffüsle yaşayan bir hasta durumuna düşmüştür” ifadeleri kullanıldı.

Mevcut siyasi partiler ve gelmiş geçmiş hükümetlerin eleştirildiği bildirgede, “Kıbrıs Türkü zengin kaynakların fakir bekçisi olamaz” denildi.

Geçen 42 yılda sadece balıkçılık konusuna bile ağırlık verilse, ülkenin kendi ayakları üzerinde durmasının sağlanacağı ifade edilen bildirgede, “Fakat, mevcut siyasiler, halkın menfaatini değil de kendi maddî çıkarlarını hedef aldıklarından, bu en basit örneği dahi uygulamak doğrultusunda en küçük bir teşebbüste bulunmamıştırlar” görüşü ileri sürüldü.

PARTİNİN AMAÇLARI

Kuruluş bildirgesinde partinin amaçları şöyle sıralandı:

“Kıbrıs Türkünün, Türk Milletinin kopmaz bir parçası olduğu gerçeğinden hareketle, Kıbrıs Türkünün hür iradesinin tecellisi olarak kurulan KKTC’yi yaşatmak ve yüceltmek. Meşruiyetini Kıbrıs Türkünün milli iradesinden alan, insan odaklı, seviyeli, ilkeli, dürüst bir siyaset anlayışı ile adaleti ve hakkaniyeti esas alan bir yönetim anlayışının tesis edilmesini sağlamak.

Toplumsal barış ve huzuru hâkim kılmak, Kıbrıs Türkünün milli ve manevi değerleri ile tarihi ve kültürel zenginliklerine sahip çıkmak. Devletin, ülkesi ve halkı ile bölünmez bütünlüğünü, hak ve menfaatlerini korumak, inançlı, yüksek ahlaklı ve çağın gerektirdiği niteliklere sahip nesiller yetiştirilmesi için politikalar üretmek. Temel insan hak ve hürriyetlerini geliştirmek, hukukun üstünlüğünü hâkim kılmak, demokratik standartların yükselmesini sağlamak. Bunun için kamuoyu oluşturmak.

Hürriyet, adalet, hakkaniyet ve fırsat eşitliğini esas alan, milli, insani ve ahlaki değerlerin ön plana çıktığı siyasi ve toplumsal düzen ile kültürel iklimin tesisi için gayret göstermek, kardeşlik hukukunu ve dayanışma kültürünü geliştirmek. Milli birlik ve bütünlüğün tesis edilmesi, Kıbrıs Türk halkının maddi ve manevi gelişmesi önündeki engellerin kaldırılması, dengeli ve adaletli bölüşüm sistemine dayanan bir gelir dağılımının oluşması için yasalar çerçevesinde her türlü faaliyeti yürütmek.

Yatırım ve istihdam kapasitesi yüksek, ileri teknolojiyi ve serbest piyasa ekonomisini esas alan, uluslararası rekabet gücüne sahip, sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirecek bir ekonominin tesisi için alternatif politikalar üretmek. Barış, mutluluk ve adaletin hâkim olduğu bir dünya düzeni içerisinde, Kıbrıs Türkünün layık olduğu itibarın kendisine tanınmasını sağlamak ve bu aziz halkın üzerinde yaşadığı bu toprakları ebedi Türk yurdu haline getirmek. Kıbrıs Türkünün bölünmez ve bölünemez bir bütün olduğunu teyit ederek,  bazı çıkar çevrelerinin kendi haris ve hasis maksatlarına hizmet düşüncesiyle yıllardan beri sürdürmekte oldukları bölücülük ve ayrımcılıkla mücadele etmek.

Cumhuriyet Anayasası’nın öngördüğü demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin ve parlamenter düzenin tüm kurumlarıyla birlikte hayata geçirilmesi için gayret göstermek. KKTC vatandaşları arasında her türlü dil, din, mezhep, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, inanç ve benzeri sebeplerle ayrımcılık yapılmasını engellemek ve ayrımcılık yapanlarla mücadele etmek.”

ARIKLI: “YDP KKTC’NİN MAKUS TALİHİNİ YENMEK İÇİN KURULDU”

YDP Başkanı Erhan Arıklı basın toplantısında yaptığı konuşmada Kurucular Kurulu’nun kendisini Parti Başkanı seçmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Bazı kesimlerin YDP’yi “kuru gürültü” olarak tanımladığını söyleyen Arıklı, bu kişileri parti programını okumaya ve kendileriyle tartışmaya çağırdı.

Partinin KKTC’nin “makus talihini yenmek” için KKTC vatandaşları tarafından kurulduğunu dile getiren Arıklı, partiye haksız yere ayrımcı damgası vurulmak istendiğini söyledi.

Kimsenin doğum yerine, etnik kökenine ya da mezhebine bakmadıklarını, herkesi kucakladıklarını ifade eden Arıklı, kendilerine ırkçı diyenlerle gerekli cevabı halkın sandıkta vereceğini söyledi.

Konuşmasında müzakerelere de değinen Arıklı, iki liderin yapacağı camp-david modeli toplantıyla ilgili, bu toplantının Kıbrıslı Rumların toprak taleplerinin Kıbrıslı Türkler tarafından öğrenilmesi halinde büyük sorun yaşanacağı için yurt dışında yapılacağı duyumları aldıklarını öne sürdü.

YDP olarak barış ve çözüm istediklerini ancak bunun hakkaniyete dayalı, adil ve sürdürülebilir bir çözüm olması gerektiğini düşündüklerini söyleyen Arıklı, Kıbrıslı Rumlara mülk konusunda yeterli tavizin verildiğini bundan daha ileri gidilmesi halinde varılacak anlaşmanın referandumda hayır oyu alacağını kaydetti

Devamı

YENİDEN DOĞUŞ PARTİSİ GENEL BAŞKANI ERHAN ARIKLI OLDU

YENİDEN DOĞUŞ PARTİSİ GENEL BAŞKANI ERHAN ARIKLI OLDU

11/2/2017 11:29:22 AM

Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Kurucular Kurulu, Parti Kurucu Genel Başkanlığı’na oy birliğiyle Erhan Arıklı’yı seçti.
YDP basın bürosundan yapılan açıklamaya göre, Turan Büyükyılmaz'ın Genel Sekreter seçildiği kurucular kurulu toplantısında 25 kişilik MYK da belirlendi.
Cuma günü kuruluş dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na verecek olan YDP aynı gün basın toplantısı düzenleyecek.
ARIKLI “TÜRKİYE'YE ANAVATANIM DİYEN, KKTC’YE İNANAN HERKESE KAPILARIMIZ AÇIK”
YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı toplantıda yaptığı konuşmada, partilerinin iki ana prensibi olduğunu belirterek; “Türkiye'ye Anavatanım diyen ve KKTC’ye inanan herkese kapılarımız açık” dedi.
Arıklı, YDP kurulacağının duyulduğu andan itibaren bazı çevreler tarafından hedef haline getirildiği ve partiye bölücü damgası vurulmaya çalışıldığını ileri sürdü.
Arıklı şunları ifade etti:
"Biz KKTC kimliği taşıyan herkesi Allahın kutsal bir emaneti olarak kabul ediyor, 1974’den sonra buraya gelip burayı vatan tutan insanları doğum yerlerinden dolayı ayrımcılığa tabi tutmayı ırkçı bir tavır olarak görüyoruz. Irkçılığı ortadan kaldırmak için yola çıkanları bölücülükle suçlamak aşağılık bir tavırdır. 42 yıldır bu topraklarda yaşayan insanları siyasi parti kurmaktan men edecek bir yasa mı var. Aramızda birçok Kıbrıs kökenli kurucumuz var. Olmasaydı ne fark ederdi. Türkiye kökenli vatandaşların kimlik kartları, siyasi parti kurma konusunda yetersiz mi? Bu insanlar, sadece seçme hakkına sahip olup, seçilme ve devleti yönetme hakkından mahrum mu olmalı bazılarına göre."
BÜYÜKYILMAZ: “YDP’NİN SİYASET VE DEVLETİ YÖNETMEYE TALİP OLMASI BAZI KESİMLERİ RAHATSIZ ETTİ”
YDP Genel Sekreterliği’ne seçilen Turan Büyükyılmaz ise devletin imkanlarından mahrum bırakılan ve tarım işgücü olarak görülmeye devam eden bir kesimin siyaset ve devleti yönetmeye talip olmasının bazı kesimleri rahatsız ettiğini savunarak, eski alışkanlıkla parti kurucularının çeşitli vaat veya tehditlerle ikna edilmeye çalışıldığını söyledi.
"Biz bu devlet ve 42 yıllık kazanımlarımıza sahip çıkıyoruz. Devleti yanlış yöneten ve halkı canından bezdiren beceriksiz politikacılardan hesap sormaya geliyoruz. Hiç bir güç bu partiyi engelleyemeyecek" dedi.

Devamı

KUTAY ERSİN YAZDI:KKTC – TOPLUMSAL, SİYASAL MOBBİNG ve AYRIMCILIK

KUTAY ERSİN YAZDI:KKTC – TOPLUMSAL, SİYASAL MOBBİNG ve AYRIMCILIK

3/1/2018 8:07:09 AM

7  Ocak 2018 seçimleri öncesi ve sonrasında ülkemizde Yeniden Doğuş Partisi üzerinde “Toplumsal - Siyasal Mobbing” yapılmaktadır.

Konuyu ve tezimizi detaylandırmadan önce bilmeyenler için Mobbing (Bezdiri)’nin ne olduğunu kısaca tarif etmekte yarar var:

Mobbing:

“Gücü elinde bulunduran kişi ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulamasıdır.”

Mobbing, duygusal bir saldırıdır. Yaş, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeden, taciz, rahatsız etme ve kötü davranış yoluyla herhangi bir kişi ya da gruba yönelensaldırganlıktır.

Daha çok iş yaşamında karşımıza çıkan, “kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılan” mobbing uygulaması, kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın hedefi olmasıyla başlar. İşveren- iş arkadaşları; ima ve alayla, karşısındakinin toplumsal itibarını düşürmeye yönelik saldırgan bir ortam yaratarak kişiyi ruhsal çöküntüye uğratıp, moralini bozup, dışlayarak işten ayrılmaya zorlar.

Mobbing uygulayanların genel olarak; korkak ve nevrotik, daima güçlü olma isteği içinde ve iktidar açlığı içinde olan, kötü niyetli ve hileli eylemlere başvurmaktan çekinmeyen, antipatik özellikler taşıyan, düşmanlıktan hoşlanan, kötü kişilikli ve yaptığını hak olarak gören, şişirilmiş benmerkezciliğe sahip insanlar olduğu söylenebilir.

Bodsky; genellikle bu tür taciz ve rahatsız etme eğiliminde bulunan insanların kendilerini ayrı tutma ve ayrıcalıklarını koruma” amacıyla bu yola başvurduklarını söylüyor.

İşte ülkemizde Yeniden Doğuş Partisi’ne yapılan “Toplumsal - Siyasal Mobbing”  tam da  kendilerini ayrı tutma ve ayrıcalıklarını koruma” duygusu içerisindeki kişi ve gruplar tarafından yapılmaktadır.

Peki, YDP’ye yönelen “Toplumsal – Siyasal Mobbing” in kökeninde ne vardır? Hangi bilinçaltı dürtü ve duygular belirli bir kesimi YDP’ye saldırıya teşvik etmektedir?

Bunu anlamak için “Kıbrıs’ın Öbürleri”  belgeselini hazırlayan Baraka Film Atölyesi aktivisti Mine BALMAN’ın tamamına katıldığımız şu görüşlerine bir göz atmak istiyoruz:

Ne diyor Sayın BALMAN:

 “Uzun çalışma saatleri, düşük maaşlar, çoğu zaman hakarete varan insanlık dışı muamele ve can güvenliğinden yoksun çalışma koşulları göçmen işçilerin günlük gerçeğidir. Kıbrıs’ta en ağır, en riskli, en güvencesiz ve en düşük maaşlı işleri göçmenler yapmaktadır. Normalde iş güvencesinin ve çalışanlarının haklarının garantiye alınmasını sağlaması gereken çalışma izni ile ilgili uygulamalar; mevcut durumda idarenin de yardımlarıyla patronların emekçiler üzerinde daha fazla baskı oluşturmasının aracı durumuna gelmiştir.”

Ve devam ediyor:

“Mücadele göçmenleri dışlayarak değil, sınırsız ve sınıfsız bir dünya için göçmenlerle birlikte mücadele vermekle yürütülmelidir. Geleceğini bu adada kurgulayan göçmenler ile birlikte bir mücadele örmeliyiz.”

Sayın BALMAN’ın birkaç cümle ile dile getirmeye çalıştığı, 1974’ ten sonra Kıbrıs’ a göç eden “Kıbrıs’ın Öbürleri” gerçeğini tam olarak anlayabilmek“ötekileştirilen” bir toplum gerçeğini tüm çıplaklığı ile görebilmek için (her ne kadar belgeseldeki ideolojik ağzı ve bazı söylemleri benimsemesem de) söz konusu belgeseli (https://www.youtube.com/watch?v=tn-bc8kusys ) adresinden izlemenizi şiddetle tavsiye ederim)

İşte tam olarak; Sayın BALMAN’ın belki de “sol, sosyalist, devrimci ideoloji için" bir aksiyon ve mücadele alanı olarak belirlediği ama bu kesim için ancak teori ve ülkü olarak kalan “göçmenleri dışlamayan, geleceğini bu adada kurgulayan, Kıbrıs’ı vatan belleyen göçmenlerle birlikte bir mücadeleyi”  Yeniden Doğuş Partisi’nin başlattığını, siyasal toplumsal mücadele pratiğine taşıdığını görüyoruz.

Tam da belgeselde söylendiği gibi, belki de belgeselden esinlenerek“VATANIM KIBRIS” mottosu ile başlattığı siyasal, toplumsal mücadelesindeYDP “Ezilen, sömürülen, hor görülen, ötekileştirilen, en alttakilerin”  partisi olduğunu söyleyerek yola çıktı.

Belki Kıbrıs’ta “ezilen, sömürülen, hor görülen, ötekileştirilen, en alttaki” halk topluluklarının ağırlıklı olarak 1974 sonrası Türkiye’den göçen Kıbrıslılar olması gerçeğinden yola çıkarak, belki de YDP’yi ayrımcı bir siyasal parti konumuna yerleştirme çabası ile daha işin en başında YDP’ye  “Türkiyelilerin Partisi” damgasını vuran çevreler, aslında çok büyük bir siyasal hata yaparak mevcut düzen partilerinin 74 sonrası göçmen Kıbrıslıları temsil etmediğini de vurgulamış oluyorlardı.

YDP Genel Başkanı Erhan ARIKLI ise “Türkiyelilerin Partisi” yakıştırmasının ayrımcı, ötekileştirici ve tehlikeli bir yakıştırma olduğunu ısrarla söyleyip“ezilen, sömürülen, hor görülen, ötekileştirilen, en alttakilerin” partisi olduklarını, Eski Kıbrıslı, Yeni Kıbrıslı ayrımını şiddetle reddettiklerini, herkes için adalet, herkes için fırsat eşitliği istediklerini ve temsilde adaleti talep ettiklerini iddia ediyordu.

Milliyetçi bir geçmişi, yurtsever bir duruşu, geçmişte sol, sosyalist çevrelerle tam zıt kutuplarda bulunup, çatışmacı tavırlarıyla bilinen Erhan ARIKLI’nın başını çektiği YDP bir anda “SOL, SOSYALİST, DEVRİMCİ ÇEVRELERİN” ezberini bozmuş, onların bugüne kadar teorik ve ülküsel anlamda sahiplendiği temel bir konuda toplumsal, siyasal örgütlenme pratiğini gerçekleştirmiştir.

Bu durum; sosyalist ve devrimci çevrelerin hem dogmatik felsefesine ve hem de varlık sebeplerinden en önemlisi olan proleter birlikteliğin ve sonrasında devrimin inşasına ters bir durumdu. Hele hele dün ideolojik olarak çatıştıkları, Türkiye’nin dolayısı ile “emperyalist işgalci güçlerin maşası”olarak gördükleri kişilerin bu oluşumun başını çekmesi anlaşılabilir, kabullenilebilir gibi değildi.

Öte yandan adı geçen belgeselde izah edildiği gibi, ucuz göçmen işgücünü acımasızca sömüren “egemen güçler” açısından da bu durum kabullenilebilir değildir.

Kıbrıs’ın sosyalist, devrimci çevreleri açısından bakıldığında belki sömürü düzeninden beslenen “egemen güçler”; büyük sermayeyi elinde bulunduran Türkiye ya da Kıbrıs kökenli dar bir sermaye çevresi olarak görülebilir ama gerçek sadece bu kadarla mı sınırlıdır acaba?

Ne diyor “Kıbrıs’ın Öbürleri” belgeselinin 5:10’ncı dakikasında konuşan adam:

“Eve temizliğe onları çağırırık, …hamallığa onları çağırırık, …inşaatlarda onlar çalışır, daş ocaklarında onlar çalışır, bizim Kıbrıs Türk’ü bunların içerisinde çok azdır yani…”

Peki belgeselin 13:55 ‘inci dakikasında anlatılana kulak verelim isterseniz :

“Kıbrıs’ ta çalışma hayatında emekçilerin durumu genel olarak olumsuzdur. Örgütsüzlük, yasal mevzuata uyulmaması ve bilinçli olarak denetimin eksik bırakılması gibi sıkıntılar tüm emekçiler için geçerlidir. Ancak göçmen işçilerin durumu kat kat daha ağırdır. Uzun çalışma saatleri, düşük maaşlar, çoğu zaman hakarete varan insanlık dışı muamele ve can güvenliğinden yoksun çalışma koşulları göçmen işçilerin günlük gerçeğidir.

Kıbrıs’ ta en ağır, en pis, en riskli, en güvencesiz ve en düşük maaşlı işleri göçmenler yapmaktadır.”

Ne dersiniz “Kıbrıs’ın Egemen Güçleri” sadece dar bir sermaye çevresi ile mi sınırlı?

Şöyle bir etrafınıza bakın bakalım?

Neyse!...

Kıbrıs siyasetinde ezber bozan bir çıkış yapan Yeniden Doğuş Partisi’nin“ezilen, sömürülen, hor görülen, ötekileştirilen, en alttakilerin” partisi olarak ortaya çıkmış olması, hem de bu siyasal örgütlenmenin başını sosyalist, devrimci kesimin eski “düşmanı” Erhan ARIKLI’nın çekiyor olması “derin içgüdüleri” harekete geçirdi kuşkusuz.

Öte yandan bizce oldukça geniş bir demografik çevreye yayılan “Kıbrıs’ın Egemen Güçleri” açısından da bu durum kabul edilebilir bir durum değildi.

Toplumsal – Siyasal Mobbing ittifakı böylece kurulmuş oldu. Diyalektik açıdan asla bir araya gelemeyecek iki kesim Kıbrıs gerçeğinde kolayca bir araya geldi.

“Kıbrıs’ın Egemen Güçleri” ile “Devrimci Sosyalist çevreler” bir anda aynı saflarda yer alarak; YDP’ ye ve YDP’lilere yönelik acımasız bir “TOPLUMSAL, SİYASAL MOBBİNG” sürecine girmişlerdir.

Bakın aşağıda kısaca mobbing nasıl yapılır ve Kıbrıs’ ta neler oluyor size özetlemek istiyorum:

  • İnsanların şerefi, doğruluğu, güvenilirliği ve mesleki yeterliliğine saldırılar başlar. (Mesleki yeterlilik sorgulandığı zaman bu, o kişiye güvenilemeyeceği anlamına da gelir. Eğer kişiye güvenilmiyorsa yaptığı iş de değersizdir, kendisi de..)
  • Olumsuz, küçük düşürücü, yıldırıcı, taciz edici, kontrol edici iletişim kurulur.
  • Topyekun saldırıya geçilir.
  • Sürekli, çoklu ve sistemli bir biçimde ve zaman içinde yapılması. (Mobbingin sıklığı ve süresi zararı büyütür.)
  • Hatalı olanın kurbanmış gibi gösterilmesi.
  • Kurbanın itibarını kaybetmeye, kafasını karıştırmaya, yıldırmaya, yalıtmaya yönelik olması ve teslim olmaya zorlaması. (Utandırma eylemleri yapılır.)
  • Kişiyi dışlama niyetiyle yapılması.

Şimdi bakalım YDP’ ye yönelik neler yapılıyor?

YDP Genel Başkanı Erhan ARIKLI’nın tüm akademik ve diplomatik kariyeri yok sayılmakta, özellikle Azerbaycan ve Kırgızistan ile KKTC arasındaki kurduğu diplomatik ilişkilerdeki başarısı görmezden gelinmekte, siyasal geçmişi ve tecrübesi üzerinden haksız ve mesnetsiz spekülasyonlar yapılmakta, söylediği sözlerin başı sonu kesilerek sözleri çarpıtılmakta ya da söylemediği sözler söylenmiş gibi yayılmakta, geçmişte bir televizyon kanalında kendisine yapılan küfür adeta slogan haline getirilmektedir.

Sayın ARIKLI’nın itidale davet eden, adalet ve hakkaniyet isteyen söylemleri görmezden gelinerek, toplumsal birlik, barış, kardeşlik ve dayanışma kültürünü teşvik eden konuşmaları es geçilerek; adeta ayrımcı, çatışmacı, saldırgan bir profil kamuoyuna gösterilmeye çalışılmaktadır.

 Sayın ARIKLI’nın şerefine, doğruluğuna, güvenirliğine ve yeterliliğine doğrudan ya da dolaylı saldırılar halen devam etmektedir.

Sosyal Medya üzerinden Sayın ARIKLI’ ya yapılan hakaretler, küfür ve saldırılar ayrı bir inceleme konusudur.

Benzer mobbing uygulaması YDP Genel Sekreteri Bertan ZAROĞLU üzerinde de yapılmaktadır.

Sayın ZAROĞLU askerliğe elverişli olmadığına dair sağlık raporu üzerinden aşağılanmakta, vatandaşlığı sorgulanmakta, hatta biraz daha ileri giderek milletvekilliğinden ihraç etme yönünde siyasal, toplumsal kamuoyu oluşturma çabaları gözlemlenmektedir.

Yaşanan bazı hadiseleri tasvip etmesek de Sayın ZAROĞLU ile Sayın Doğuş DERYA arasında yaşananlar magazinleştirilerek, tek taraflı bir bakış açısıyla Sayın DERYA kahramanlaştırılmakta, ZAROĞLU ise her fırsatta aşağılanmaktadır.

Tabii biz burada YDP’nin öne çıkan ve halen milletvekili olan iki ismini örnekleyerek tezimizi anlatmaya çalıştık. YDP mensuplarına ve özellikle de YDP’lilerin ailelerine, çocuklarına yönelik “Toplumsal, Siyasal Mobbing”i örneklemeye kalksak bu yazımız belki de kitap hacminde olacaktır.

Esasen belki de bu acımasız ve insafsız Toplumsal - Siyasal Mobbing süreci YDP’nin işine yaramış,  her bakımdan dezavantajlı şartlarda seçime girenYDP, “Egemen güçlerin” ve toplumsal karşılıkları olmayan sol çevrelerinsaldırıları sayesinde  “Ezilen, sömürülen, hor görülen, ötekileştirilen, en alttaki” kesimler tarafından sahiplenilmiştir.

YDP’nin görece çok oy aldığı bölge ve sandıklara baktığımızda tam da “Kıbrıs’ın Öbürleri” belgeselinde anlatılan sosyal dilimlerin ağırlıkta olduğunu, hiç oy alamadığı yerlere baktığımızda ise “Egemen Güçlerin” yoğun olarak yaşadığı bölgeler olduğunu görürüz.

UBP ve DP’ ye yönelen tepkiler nedeniyle geçmiş seçimlerde sol partilere oy veren proletaryanın ve tarım emekçisinin YDP’ ye yönelmesi bizim tezimizi güçlendiren en önemli veridir.

Ülkemizin sağlıktan – ekonomiye, tarım sektöründeki sıkıntılardan -  eğitimdeki açmazlarımıza,  Kıbrıs’ ta kalıcı çözüm arayışlarından – Ortadoğu’da oluşan ateş çemberine kadar birçok sorun varken, siyasal istikrarsızlığın ülkemiz geleceği açısından ciddi bir belirsizlik yarattığı bu kadar açıkken, yapay gündemler oluşturarak YDP’nin üzerine bu kadar gitmek “Toplumsal – Siyasal Mobbing” histerisinden başka şey ile açıklanamaz.

Elli sandalyeli Cumhuriyet Meclisi’nde “Ezilen, sömürülen, hor görülen, ötekileştirilen, en alttakilerin” partisi olduğunu söyleyen YDP’ ye düşen iki milletvekilliği çok görülmekte, toplumsal bir hazımsızlık dalgası yayılmaktadır.

Sanki YDP parlamentoya girmekle büyük hata yapmış, suç işlemiş, halt etmiş, egemen ideolojinin hükümranlık alanına tecavüz etmiştir.

……..

Bu konuda yazacak çok şey var…

Kıbrıs’ ta Toplumsal – Siyasal Mobbing YDP ve YDP’liler üzerinden hızla yükselmektedir.

YDP’nin oyları da hızla yükselmektedir.

Sol – Sosyalist çevreler  ile (diyalektiğe aykırı olarak) aynı saflarda yer alan Statüko’nun sahibi “Egemen Güçler” in gittikçe daha fazla “Ezilen, sömürülen, hor görülen, ötekileştirilen, en alttakilerin” partisi haline gelen YDP üzerindeki Toplumsal – Siyasal Mobbinge son vermesi her şeyden önce YDP’nin temsil ettiği halk kitlesini kabul etmek, saygı duymak ve anlamaya çalışmak açısından önemli bir adım olacaktır.

YDP’ lilerin ise “barışçıl” çabalarını arttırarak, çatışma-çelişme, ayrışma sürecinden olabildiğince uzak durmaları, yukarıda açıkladığımız nedenlerle sol, devrimci kesimler ile “egemen güçler”de ortaya çıkan saldırı içgüdüsüne dayalı mobbing ve ayrımcılık tavırlarına sabırlı olmalarını salık vermekteyiz.  Siyasal ve toplumsal alanda normalizasyon ve konsalidasyon elbette bir gün gerçekleşecektir.

Ülkemizde barış ve huzurun kalıcı olarak kurumsallaşması hem Kuzey Kıbrıs’ ta yaşayan halkımız açısından ve hem de ileride Güneyli kardeşlerimizle birlikteliğimizin inşası açısından önemlidir.

Unutmamak gerekir ki;

Kendi içlerinde barışı ve birlikte yaşama şartlarını oluşturamayan toplumlar, diğer toplumlarla ebedi barış koşullarını asla oluşturamazlar.

Devamı

BE ARIKLI ŞAŞIRMA..SABRIMIZI TAŞIRMA!

BE ARIKLI ŞAŞIRMA..SABRIMIZI TAŞIRMA!

3/19/2018 10:16:56 AM

Be ARIKLI!

Çıkmışsın bütçe görüşmelerinde;

Haksızlıklardan, hukuksuzluklardan,

Adaletsizliklerden konuşuyorsun!

Neymiş efendim?:

Çiftçi açmış,

İşsizlik had safhadaymış,

Onca ekonomik sorun varmış, ülkede hiçbir ciddi yatırım yokmuş!

Muşmuş da muşmuş..

………..

Cumhurbaşkanlığı..

Başbakanlık…

Bakanlıkların…

Örtülü ödeneklerini diline dolamanın ne gereği var..

Örtülü ödenek dediğin elbette senfoni orkestralarında harcanacak,

Hanımefendilerin baş davetli olduğu sosyal etkinliklerde….

Kültür, sanat kılıfı giydirilmiş sosyete partilerinde..

Senin dediğin gibi;

Örtülü ödeneğin güvenlik için, istihbarat için kullanıldığı nerede görülmüş!

…….

Be ARIKLI!

Bütçede memurlara % 10 -11 zam öngörülürken,

Gelir kalemlerinde % 20 – 25 artış öngörülmüşse elbette bir bildiğimiz vardır.

Yani kaşıkla verip, kepçeyle geri almak Devletin şanında var!

Bütçe açığını kapatmanın birçok yolu var;

Elbette zam yapılacak her şeye!

Yapılmasın mı?

Yetmezse Telekom Dairesini özelleştireceyik.

Kıb-Tek’i satacayık..

Hazır 4’lü koalisyon kurulmuşken Türkiye’nin istediği tüm özelleştirmeler yapılacak elbette..

Satacayık her şeyi!

……..

Ne yani Sen iktidara geleydin de özelleştirme mi yapaydın!

Kıyameti koparırdık!

Bu ülkede bir şey satılacaksa;

Elbette biz satarık, Sana ne?

Sen bir iğne satsan gıyameti koparırık

Ama biz her şeyi çatır çatır satarık!

Sen garışma!

……..

Borçlarımız 18 Milyara gelmişmiş…

Kişi başı 15 bin dolar borçlanmışız…

Bu bütçe borçlarımızı daha da arttıracakmış…

Bu bütçe enkaz bütçesiymiş, dar gelirli, memur, çiftçi daha fazla ezilecekmiş..

Sana ne be garasakal!

……..

Ülkemizde fuhuş bataklığına sürüklenen kadınlardan sana ne?

Devlet gece kulüplerinden vergi alıyormuş, dolaylı olarak teşvik ediyormuş..

Gece kulüplerinde zorla çalıştırılan kadınlara sahip çıkmak Devletin göreviymiş..

Kıbrıs’ a ne için geldiklerini bile bilmeden zorla fuhuş yaptırılıyormuş..

İnsanlık onuru, kadın hakları vs. vs.

Senden mi öğreneceyik gaco dayı!

……..

Bütçe görüşmelerinde her bütçe kaleminde çıkıp konuşuyorsun!

Hepsine de iyi hazırlanmışsın belli!

Dersine çalışmışsın…

Tek tek, kalem kalem rakamları konuşuyorsun..

Gelir gider kalemlerindeki çarpıklıkları,

Hükümet programı ile bütçe arasındaki zıtlıkları vurguluyorsun.

Neymiş efendim!

“Çoğu Bakanın kendi bakanlığının bütçesinden haberi yokmuş!”

Yoksa yok!

Sana ne?

Biz alışık değilik!

Böyle muhalefete…

Bak diğer liderlere!

İki saat gonuşurlar, hiçbir şey söylemezler..

Sen de onları örnek al, bizi kızdırma!

……….

Be Arıklı!

Biz sizi sadece magazin haberlerinde görmek isterik!

Sorularımız belli!

Hepsi magazin soruları.

Kırk yıl geçse de hep aynı soruları sorarık;

Bak seçim geldi geçti, siz o kadar projelerinizi anlattınız nafile!

Biz sizi dinlemeyik.

Döner döner hep aynı soruları sorarık!

Siz istediğiniz kadar gonuşun..

Kıbrıs için projelerinizi,

Sosyal dönüşüm hedeflerinizi,

Ekonomik kalkınma vizyonunuzu,

Kıbrıs’ın tüm dünyada tanınması için çözüm önerilerinizi,

Dar gelirliye konut,

Ev kadınlarına emeklilik,

Yenilenebilir enerjiler,

Vs. vs. vs…

Biz dinlemeyik sizi!

Hep aynı soruları sorarık, yine sorar, yine sorar,

Anlamak istemeyik sizi..

………

Neticede!

Gacosunuz, garasakalsınız, ficasınız!

Yerinizi, haddinizi biliniz!

Bizim bütçemize, bizim çiftçimize garışmayınız.

Bet ofisleri bizimse Size ne?

Konsomatrisler bizim meselemiz, sen kim oluyorsun?

Haddinizi aşmayınız!

……….

Be Arıklı!

Öyle yapıcı siyaset, ilkeli muhalefet anlamayık biz!

Bak sigortalarımızı attırma!

Sen her gonuşduğunda bizim sigortalarımız atar haberin olsun!

İstediğin kadar gonuş, kimse duymaz seni..

Bu halk bizim ister ezer ister çiğneriz!

Satılacak ne varsa istersek biz satarız!

Şimdi halktan yana, ezilenden, hor görülen, dışlanandan yana olmanın ne gereği var!

……….

Biz öyle yapıcı siyaset, pozitif muhalefet..

Ekonomik kalkınma önerileri, çiftçinin dertleri,

Eşitlik, hak, hukuk, adalet..

Hele hele Sizin gibi garasakalların mecliste olmasını,

Hiç istemeyik!

………..

Otur oturduğun yerde hiçbir şeye garışma!

Be ARIKLI Şaşırma!

Sabrımızı Taşırma!

Devamı