PROGRAMIMIZ

Tarih : [ 10/18/2017 11:07:10 PM ] Okunma : [ 872 ]

PROGRAMIMIZ

1) PARTİ MİSYONU VE VİZYONU:

 

A) MİSYONUMUZ:

 

Kısa adı YDP olan ‘‘Yeniden Doğuş Partisi’’, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 8 Ekim 2016 tarihinde kuruldu. Kısa ismi (YDP), parti amblemi hilâl içerisinde meşâledir.

 

YDP; ulusal yönetim modeli olarak Cumhuriyeti ve Cumhuriyetin temel değerini oluşturan ‘‘insan onurunun korunması’’ gerçeğinin önceliğine inanır ve bu inancını tartışılmaz - değişmez ilke olarak kabul eder.

 

Ve yine; YDP, bu temel ilkeden hareketle insanlık haklarına ve onuruna yaraşır şekilde hizmet etmeyi, bu uğurda politikalar geliştirmeyi, eşitliği, istikrarı, adaleti, toplumsal barışı ve çağdaşlığı yaşamsal bir mesele olarak ele alır.

 

B) VİZYONUMUZ:

 

Siyaset kurumunun iyice kirlendiği ve siyasete duyulan bireysel güvenin önemli boyutlarda azalarak toplumsal bir mutsuzluğa dönüştüğü bu ortamda, hiç kuşkusuz, başta ‘‘Yeniden Doğuş Partisi’’ olmak üzere siyasete yeni giren genç kadrolarla kurumları zor bir sürecin beklediği sağduyu sahibi her bireyin kabulüdür.

 

Bu bağlamda; sahip olduğumuz yoğun enerjiyi hiç kimseye yarar sağlamayan ve hiçbir yere taşımayan sığ ve kısır iç çekişmelerde hoyrat ve sorumsuzca harcamalarda değil; üzerinde nice kan, gözyaşı, alın teri ve gelecek güzel günlere olan sarsılmaz inançların bulunduğu Devletimize – Milletimize yeni bir vizyon, yeni bir umut iklimi kazandırmanın hedeflerinde yönlendireceğiz.

 

1976’dan günümüze uzanan geleneksel parti anlayışı içerisinde, bir avuç ayrıcalıklının Devlet – Millet haklarını bu güne değin olduğunca ‘‘Tavanda’’ üleşerek değil; politikalarımızı, bu ve buna benzer tüm tabuları yıkarak, halkımızın tüm kesimlerine uzanacak bir el ve gönül birlikteliğinde ve mutlak surette adalete teslim olarak ‘‘Tabanda’’ şekillendirerek geliştirecek ve hayata katacağız…

 

Hedefimiz; sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları, akademik dünya, iş dünyası, özel sektör çalışanları, kültür - sanat insanları, basın ve medya ile yerel yönetimler olmak üzere her zaman ve mekânda katılımcı bir anlayışla toplumun tüm katmanlarını kucaklayacak şekilde çalışmak ve üretmek olacaktır.

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarında yaşam süren tüm yurttaşlarımızın - Anayasal devlet kurallarını ihlal ve rencide etmemek hassasiyeti bakî kalarak - özgün ana diline, dinsel inançlarına, kültürel değerlerine ve bunlara bağlı yaşam tarzına ‘‘farklılıklar zenginliktir’’ hoşgörüsünden hareketle saygı ve anlayış gösterilecektir.

 

YDP olarak bizler; fırsat eşitliğini ve sosyal adaleti en üst düzeyde inşa etmek için ülkemizin her beldesine aynı yakınlıkta duran bir parti olacağız. Çağımızın teknolojik gelişmelerinden sonuna değin yararlanarak kuracağımız iletişim ağında hiçbir bireyimiz kendisini dışarıda hissetmeyecek, süreç içerisinde ‘Yuvası’ bileceğine yürekten inandığımız YDP’nde her zaman ulaşabileceği muhatap, bulacaktır.

 

YDP olarak çıktığımız bu yolda yüce Halkımıza verdiğimiz her sözü kendimize namus biliyor, insanlık onuruna yaraşır uygulamaları hayata katmak üzere bu göreve talip oluyor ve yine bunlara bağlı olarak kirletilen, yozlaştırılan ve örselenen Kıbrıs Türk siyasetine ilişkin umut ve güveni yeniden tesis etmeyi - güçlendirmeyi hedefliyoruz.

 

Yeniden Doğuş Partisi iktidarında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarında yaşam süren ve bu topraklardan aldığı güçle ‘‘Vatanım Kıbrıs’’ diyen tüm insanlarımıza doğum yerlerine bakılmaksızın ilgi, saygı ve eşitlik ilkesi gözetilecek, bu Cumhuriyetin kimliğini taşıyan her bireyin yaşamsal sorunlarını çözmek ve çok daha iyi insani hizmetler üretmek üzere adil, kalıcı ve sürdürülebilir politikalar geliştirilecektir.

 

En hızlı ve yasal zemine dayanan çözümlerle, insan onurunu rencide eden her türlü ayrımcılığa ve ötekileştirilmeye kesinlikle son verilecek, Devlete ait tüm iş yerlerindeki istihdam ve atamalarda adiliyet, liyakat, kabiliyet, bilgi ve beceri kriterleri öncelik teşkil edecektir.

 

Özetle: Yeniden Doğuş Partisi; kelimenin tam anlamıyla yıllardan beri özlenen, düşlenen ve umutla beklenen gerçek bir reform partisi olacak ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, YDP’nin adına yaraşır bir şekilde yeniden doğacaktır. Çünkü biz; tarihsel kökleriyle beslenen, geleceğin güzel günlerini ve tüm insani değerlerini yüreğinde besleyen bir partiyiz…

 

II - İLKELİ SİYASET VE SEÇİM SİSTEMİ:

 

  1. SEÇİM SİSTEMİ:

 

YDP; yürürlükte bulunan mevcut seçim sistemini eski sistemden az daha iyi, fakat hedeflediğimiz ve idealimiz olan seçim sisteminden çok uzak bulmaktadır.

 

YDP; iktidara geldiğinde seçim sistemini tamamen değiştirecek ve Karma oy uygulamasını kaldıracaktır. Bu değişime bağlı olarak milletvekilliği 3 gruba ayrılacaktır.

 

1) KKTC Milletvekilliği:

 

Meclisin 2/3’ü ülke genelinden çarşaf liste ile seçilecek ve seçilecek Milletvekili “KKTC Milletvekili” olacaktır. Bakanlar, yalnızca KKTC Milletvekilleri arasından seçilecektir

 

2) Bölge Milletvekilliği:

 

Meclis’te, bölgelerin temsiliyeti önemlidir.

Her bölgenin sesini Meclis’te duyurmak ve bölge sorunlarını dile getirmek için her  bölgeden belirli sayıda milletvekili Bölge Milletvekili olarak seçilecektir.

Bölge Milletvekilleri asla ‘‘Bakan’’lık almayacaktır.

 

3) Yurtdışı Milletvekilliği:

 

YDP; yurtdışındaki vatandaşlarımıza da seçme - seçilme hakkını sağlayacak ve Meclis’te, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın temsili için sınırlı sayıda Milletvekili kontenjanı ayıracaktır. Bunun için Anayasa değişikliği için konsensüs aranacak, mümkün olmazsa mevcut 50 Milletvekilinden 2 tanesi yurt dışındaki soydaşlarımızın temsiliyetine ayrılacaktır.

 

 

B) BAŞKANLIK SİSTEMİ:

 

YDP; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde mutlak surette sistemin değişikliğine inanmaktadır. 43 yıldır uygulana gelen parlamenter sistemin zaman zaman tıkandığı ve yeni bir düzenlemeye acil gereksinim duyduğu çok net ve açıktır.

 

YDP; gelinen noktada Başkanlık Sistemi’ne inanmakta ve Başkanlık Sistemi’nin Türk Devlet geleneğine en yakın ve en uygun sistem olduğunu savunmaktadır.

 

Bu inançtan hareketle YDP; sağlanacak toplumsal bir konsensüs ile Başkanlık Sistemi’ne geçişte üzerine düşen görevi yerine getirecek ve ihtiyaç duyulacak her türlü katkıda bulunacaktır.

 

Bu bağlamda; Başkanlık Sistemi’ne geçilmesi halinde ortaya çıkacak yeni Anayasa değişikliği içerisinde de devletimizin adının KIBRIS TÜRK DEVLETİ olarak değiştirilmesi teklifinde bulunacaktır.

Bilindiği gibi ‘‘KIBRIS TÜRK DEVLETİ’’ ismi, Birleşmiş Milletler’in 2004 tarihli Annan Plânı sürecinde bize verdiği isimdir.

 

Aynı şekilde Kıbrıs Türk Devleti ismi, İslâm Konferansı Teşkilatı’nda da kabul gören bir isimdir.

 

Başkanlık Sistemi’ne geçişte yapılacak Anayasa değişikliğinden istifade ile yürürlükteki Anayasada değiştirilmesini elzem gördüğümüz kimi maddelerin değiştirilmesinde yine toplumsal konsensüs aranacaktır.

Başkanlık Sistemi’ne geçilmesi ile başta Güney Kıbrıs örneği olmak üzere, yönetim erkini oluşturacak Bakan’lar, çeşitli dünya ülkelerinde uygulandığı gibi Başkan’ın seçkisi ile teknokrat kişiler arasından atanacaktır.

 

 

III - TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER:

 

A) ÖZGÜRLÜKLER:

 

İnsan onurunu merkez kabul eden bir anlayışla insani kalkınmayı esas alarak, hak ve özgürlüklerin alanını genişletmek için çalışacak, sosyal devlet olma yolunda çağımıza ve insanımıza yaraşır uygulamaları hayata katacağız.

 

Gerekçesi ve savunusu ne olursa olsun, kamu düzenini bozmayı amaçlayan şiddet ve terör hareketlerine asla izin vermeyeceğiz…

 

Ülkemizin ve halkımızın toplumsal uzlaşı, huzur ve barış içerisinde kendini yenilemeye ve yaratıcı bir vizyon ekseninde ilerlemeye ihtiyacı olduğu kadar; bu yönde ciddi beklentileri ve yıllar içinde kronikleşerek çözüm bekleyen sorunları çoğunluktadır.

 

Bize düşen görev, halkımızın sesine odaklanmak ve biriken ihtiyaçlarını bekletmeden, ertelemeden çözümler üretmek yolunda tüm olanaklarımızı seferber etmektir.

 

Cumhuriyetimizin ve yasalarımızın bahşettiği özgürlüklerin her hangi bir şekilde istismar edilmesine, kişinin ya da belli çıkar gruplarının yanlış kullanmasına ‘toplumsal birlik, huzur ve adalet adına’ engel olacağız.

 

Dünyanın hiçbir ileri demokrasisinde millî değerlere, toplumsal mücadele tarihine ve millete mal olmuş kutsallıklara ne söz ne de yazı ile saldırı, tecavüz ve hakaret asla fikir özgürlüğü olarak kabul edilemez, değerlendirilemez.

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; bölücü - yıkıcı - ayrıştırıcı olmayan her türlü düşünsel tutum ve davranış ile bu yöndeki özgürlüklerin kullanıldığı bir ülke olmalıdır.

 

Ne var ki Devletimizi ortadan kaldırmayı, Devletimizi küçük düşürmeyi ve Anavatanı aşağılamayı hedefleyen hiçbir eylem kimilerinin sıklıkla gölgesine sığındığı gibi fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez, değerlendirilmeyecektir.

 

Ülkemizde henüz diplomatik bir çözümün gerçekleşmediği ve halen ‘Ateşkes’ anlaşmalarının devam ettiği gerçeğinden hareketle; Devletimizin varlığı ile Millî ve Manevi değerlerini koruyan ‘Toplumcu’ tedbirlerin alınması sağlanacak, dış güçlerin parasal katkı ve hamiliklerinde pervasızca faaliyet gösteren dernek, kişi ve kuruluşlar etkin bir denetime tabi tutulacak, çalışma alanları ve parasal harcamaları yasalar çerçevesinde sorgulanacaktır.

 

Çağımızın vazgeçilmez bir gerçeği olan sosyal medya araçlarının barışçıl, demokratik, insanlığa ve halkımıza yararlı bir şekilde kullanımını sağlamak, nefret söylemi, hakaret, kişilik haklarına saldırı ve mevcut ceza yasalarında yer alan suçların sosyal medya üzerinden işlenmesine engel olmak üzere ceza yasalarımıza ‘Bilişim Suçlarını’’ içeren maddeler ekleyeceğiz. Bilişim Teknolojilerinden hayatın her alanında etkin bir şekilde yararlanmak ve ülkemizin kalkınma hamlesini Bilişim Odaklı gerçekleştirmesi ve Bilgi Toplumu Vizyonuna ulaşmak için Meclis’te bekleyen ‘‘Bilişim Yasası’’nı yeniden ele alacak ve en hızlı zamanda Meclis’ten geçireceğiz.

 

Yargı, Gümrük ve Kolluk Hizmetleri öncelikli olmak üzere, kamudaki fikri hakların korunması ve denetlenmesiyle ilgili birimlerde gerekli insan kaynağını ve kurumsal kapasiteyi geciktirmeden oluşturacağız.

 

 

 

 

B) EŞİTLİK:

 

Bilinmelidir ki:

Tarihsel kökleri ile Anadolu topraklarına değin uzanan Kıbrıs Türk Halkı, hiçbir zaman ve mekânda ne köken ne de mezhep kışkırtmalarıyla birbirine düşecek, kendi eli ile kendi ülkesini ateşe atacak zayıflıkta ve basiretsizliğinde toy bir halk değildir.

 

Bilinmelidir ki:

Halkımızın bize olan güveni ile birlikte eşitlik, istikrar ve toplumsal barışı pekiştirerek, öngörülebilir bir ortam içerisinde ülkemizi çağın hızına yaraşır bir şekilde kalkındırmanın kararlılığındayız.

Ülkemizin bireysel alanlarındaki sosyal yaşam her yeni günle beraber teknoloji desteğiyle beslenerek kendini iyileştirir ve geliştirirken; kamusal alanlarda sağlık, eğitim, ulaşım gibi halka yönelik temel ve ‘‘olmazsa olmaz’’ hizmetlerde büyük bir ayıpla berabe dibe vurmakta, kötüleşmektedir.

 

Ülkemizin bir üniversite adası olmasının avantajını kullanarak; genç, eğitimli ve dinamik nüfusumuzdan güç alarak verisel analizleri tamamlamayı ve bu yönde sürdürülebilir sosyal politikaları geliştirirken, paralelinde de ekonomiyi ve kurumlarımızı yeniden yapılandırarak ayağa kaldırmayı öncelikli görevlerimizden biliriz.

 

Bu yönüyle acil gereksinim duyulan reformlar tek tek gündelik hayatımıza katılarak, bir an önce halkımızın hizmetine sunulacaktır.

 

Bilinmelidir ki:

‘‘Yeniden Doğuş Partisi’’ olarak çıktığımız bu yolda, ‘İnsan Onuru ve Haysiyeti’, önceliklerimizin ilk durağını oluşturmaktadır.

İnsan onurunu ve haysiyetini hiçe sayan, öteleyen ya da erteleyen hiçbir uygulama ve politika meşru görülemez ve gösterilemez...

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kimliği taşıyan bir birey; gerekçesi ve savunusu ne olursa olsun, hiç kimse, hiçbir makam ve hiçbir güç sahibi tarafından asla tahkir edilemez; inancı, rengi, cinsiyeti, dili, ırkı, siyasi düşüncesi, felsefi anlayışı ve hayat tarzı nedenleriyle ayrımcılığa maruz bırakılamaz ve hatta KKTC vatandaşı olmasa bile hiç kimse hiçbir şekilde nefret söylemini hak eder, görülemez.

 

YDP olarak bizler; kendimize, çalışma hayatında hakkaniyeti ve insan onuruna yaraşır çalışma ortamlarının tesis edilmesini esas alıyor, evrensel değerlerle birlikte uluslararası sözleşme ve taahhütlere uygun, kaliteli ve güvenceli çalışma hayatını tam olarak tesis etmeyi hedefliyoruz.

 

Gündelik hayatın diğer alanlarında olduğu gibi, çalışma hayatının merkezine öncelikle insanı alıyor ve bu önceliğimizden hareketle de ülkemizde çalışan ya da çalışacak olan yabancı işçi ve emekçilerin çalışma izinlerine ilişkin yasal mevzuatları sürüncemelerden kurtararak, kolaylaştıracağımızın sözünü veriyoruz.

 

Bilinmelidir ki:

 

‘‘Yeniden Doğuş Partisi’’ olarak yüce Halkımız tarafından bize teslim edilen emanete en güçlü şekilde sahip çıkacak, bugünün ihtiyaçlarına cevap vermenin de ötesinde, başta çocuklarımız ve gençlerimiz için gelecek güzel günlerimizi el ve gönül birlikteliklerimizde hep beraber ve ‘‘Vatanım Kıbrıs’’ diyerek inşa edeceğiz.

 

 

C) VATANDAŞLIK BİLİNCİ:

 

Devletler ve milletler, varlıklarını, ancak ve ancak onları oluşturan bireylerin aidiyet bilinci ve tarih içerisindeki kökleri ile sürdürebilirler. Bu bağlamda; vatandaşların ülkelerine duydukları aidiyet bilinci ve hiç bir vatandaşı veya vatandaş grubunu dışlamayan - ötekileştirmeyen bir siyaset anlayışı, devletlerin ve milletlerin bekası için en temel garantidir.

 

Eşit vatandaşlık ilkesi ise çağdaş siyasal meşruiyetin temelidir ve bu temel hiçbir surette ve hiçbir gerekçe ile zayıflatılamaz, göz ardı edilemez…

 

Geçmişteki kaygılar, korkular ve basiretsiz yöneticiler yüzünden tepkilerle erozyona uğrayan devlete güven konusunu yeniden canlandıracak; Devlet - Millet ve Birey ilişkisini güçlendirecek bir yaklaşımı hızlandıracak ve vatandaşın devletine olan örselenmiş güvenini toplumumuza yeniden kazandıracağız.

 

Halkımıza kurallar, yasaklar ve cezalar dayatmayı değil, halka hizmet yolunda hayatı kolaylaştırıcı adımlar atmayı esas alacağız.

 

Sorunlara halkın içerisinden bakarak çözüm üreten, halktan aldığı yetki ve güçle halkın taleplerine dayalı projeler geliştirecek bir anlayışla hareket edeceğiz. Bu anlayışla, vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmayı, temel kamu hizmetlerine rahatça erişimini sağlamayı kamu yönetiminin ana misyonu olarak görüyoruz.

 

Merkezî idarede politika belirleme, standart geliştirme ve denetim birimlerini güçlendirerek stratejik düzeyde etkinliğini artıracağız. Taşra teşkilatlarının ve mahallî idarelerin de insan kaynaklarının geliştirilmesine paralel olarak, operasyonel düzeyde esnekliklerini ve mali kaynaklarını genişletmeyi sağlayacağız.

 

 

 

Ç) DİNİ ALANDA REFORM:

 

YDP; hiç koşulsuz ve tartışmasız şekilde Demokratik, Laik ve Sosyal bir Hukuk Devletinin varlığına inanır.

 

Laiklik anlayışımız gereği Devlet, bütün dinlere eşit mesafede durmalı ama halkın da dini inançlarını serbestçe öğrenip yaşayabilmesi için gerekli ortamı hazırlamalıdır. Bu noktada laik devletin din’e, dinin de devlete müdahale etmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

 

YDP iktidarında, ülkemizde hizmet veren Din İşleri Dairesi Özerkleştirilecektir. Din İşleri Dairesi ile Vakıflar İdaresi birbirinden ayrılacak ve “Kıbrıs Müftülüğü” isimli özerk bir yapı oluşturulacaktır. Kıbrıs Müftülüğü’nün bütçesi Dini amaçlarla kurulmuş bulunan Vakıfların akarından, bağışlardan ve benzer dini faaliyetlerin gelirlerinden oluşacaktır.

 

Partizanca dağıtılan veya hatırlı kişilere sudan ucuz bedellerle kiralanan Vakıf mallarının kiralarının güncellenmesi ivedilikle sağlanacak ve Müftülüğün gelirleri artırılacaktır.

 

Müftülük bünyesinde Alevilikle ilgili ayrı bir bölüm oluşturulacak, Cemevlerine dini mekân statüsü tanınacak ve giderleri Müftülük bütçesinden karşılanacaktır. Cemevlerinde görev yapacak “Dede”ler Alevi vatandaşlarımız tarafından seçilecek ve bu kişiler istemeleri halinde Müftülükte istihdam edileceklerdir.

 

Okullarımızda okutulan Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi derslerinin müfredatı yeniden ele alınacak, ülkemiz şartlarına uygun, çağdaş ve diğer dinleri ve mezhepleri objektif bir şekilde anlatan bilgilerle yeniden yazılacaklardır.

 

Öte yandan bütün din görevlilerinin kadrolanması sağlanacak, bunların çağdaş bilgi ve meziyetlerle donatılması için Hizmet İçi Eğitim artırılacaktır.

 

Ülkemizde Din Dersi öğretmenleri istihdam beklerken Türkiye’den Din Dersi öğretmeni getirilmesi kademeli olarak azaltılacak, yerel istihdama ağırlık verilecektir.

 

 

IV - DEMOKRASİ VE SİVİL TOPLUM

      YAPILANMASI:

 

 

A) SENDİKACILIK:

 

Sendikalar demokrasinin ve özellikle liberal - kapitalist anlayışla yönetilen ülkelerde işçinin ve emekçinin en büyük güvencesidir. Sendikacılığın özel sektörde de yaygınlaşması, temel amacımızdır.

 

Ne var ki, ülkemizde varolan sendikal anlayışın değişmesi de kaçınılmazdır. Günümüz sendikaları etkisiz, beceriksiz ve liyakatsiz politikacıların da katkısı ile giderek güçlenmiş ve adeta Devlet içinde devlet haline gelmişlerdir.

 

Bazı sendikalar, elde ettikleri güçle adeta seçilmiş otoritenin, yani Hükümetlerin açık ortağı durumundadırlar.

Bu sendikalar aynı zamanda, KKTC’de kurulu iç statükonun da en büyük bekçisi durumundadırlar.

Başka ülkelerde ancak hayati meselelerde kullanılan “Grev Hakkı”, ülkemizde bazı sendikalar tarafından içi boşaltılmış, sulandırılmış bir şekilde çok rahatlıkla kullanılabilmekte ve özellikle Sağlık ve Eğitim hizmetlerinde büyük aksamalara ve telâfisi olmayan kayıplara neden olmaktadır.

 

Bu arada; iktidara gelen kimi siyasal güçler zaman zaman sendikaları (danışıklı dövüşle) Türkiye’den daha fazla para almak için kullanırken, diğer yandan, Türkiye’nin istediği reformları yapmamak için de bir araç olarak değerlendirmektedirler.

 

Sendikaların asli görevi üyelerinin menfaatlerini korumaktır. Ülkemizdeki sendikaları normal işlevlerine döndürmeden KKTC’nde ciddi bir reform yapma ve radikal tedbirler alabilmenin imkânı yoktur.

 

YDP iktidarında uluslar arası standartlarda profesyonel sendikacılığın tüm koşulları sağlanacaktır. Profesyonel sendikacılığın gereği olarak sendika yöneticileri görev yaptıkları süre içerisinde ücretsiz izinli sayılacak ve ücretleri sendikaları tarafından ödenecektir.

 

Ayrıca sendikalara kamu üye aidatlarının maaşlarından peşin keserek Maliye Bakanlığı tarafından toplanması uygulamasına da derhal son verilecektir.

Sendikalar, üyelerinden gelecek aidatlarını kendileri tahsil etmelidir. Maliye Bakanlığı, sendikaların ‘tahsildarcısı’ olmayacaktır.

 

 

B) GELECEK SORUMLULUĞU:

 

KKTC’ni, bölgesel gelişmişlik farklarının azaldığı, refahın ülke sathına daha dengeli yayıldığı, ekonomik ve sosyal bütünleşmenin güçlendiği bir ülke haline getirmeyi hedefliyoruz.

 

Sadece bugünün insanına ve bu güne karşı sorumlu değiliz… Bugünden yarını inşa etmenin, yarını imar etmenin sorumluluğunu omuzlarımızda taşımanın bilinciyle hareket etmekteyiz.

 

Teknolojinin hızla gelişmesi neticesinde önümüzdeki 20 yılda günümüz mesleklerinin çoğunluğu tarihe karışırken, kimi meslekler de şekil değiştirecektir.

 

Şoförsüz elektrikli araçlar 2018 den sonra hızla hayatımıza girecek, birçok otomobil fabrikası kapanacak, oto tamirhaneleri, servis yerleri, yedek parça üretici ve satıcıları meslek değiştirmek zorunda kalacaklardır…

 

Yeni üretilen robotlar sadece sanayide değil, tarım ve diğer iş sektörlerinde de yerini alacak, insanlığın hizmetine sunulacaktır. Dersler on-line sistemle evlerde yapılacak, çocuklarımız okullarına yalnızca sosyal faaliyetler için gideceklerdir.

 

Buna göre sosyal hayatı bugünden tanzim etmeyen devletlerin büyük sıkıntılarla karşılaşacakları açıktır.

Bu gerçeklerden hareketle YDP, yalnızca ülkemizin mevcut kronik sorunlarını çözmekle kalmayacak, ülkemizi ve gençliğimizi geleceğe de hazırlama misyonunu üstlenecektir.

 

Şehirlerimizin plânlı ve sağlıklı bir yapıya kavuşması için arazi kullanımı, plânlama ve yapılaşma konularında temel ilke ve standartlar ile denetim mekanizmasını içerecek şekilde imar ve şehircilik mevzuatını yenileyeceğiz.

 

 

C) SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI:

 

Demokrasiyi, halkın katılımı ile sürekli geliştirilmesi gereken kaçınılmaz bir süreç olarak görüyoruz.

 

Bu kapsamda çoğulcu ve katılımcı demokratik siyasal süreci başlatarak sivil toplum kuruluşlarının düşünce, görüş ve önerileri alınacaktır. Çünkü gücünü halktan ve sivil toplum kuruluşlarından alan yönetimler saygınlık ve güç kazanırlar.

 

Kamu yararına çalışan Birlik - Dernek ve Cemiyet’le-rin sayısallıkları yanında niteliklerinin de artırılması sağlanacak, yaşamsal faaliyetleri için her türlü destek verilecektir.

 

 

V) YARGI VE ADALET REFORMU:

 

A) YARGI REFORMU:

 

Adalet mülkün (Devletin) temelidir.

KKTC Anayasası’nın 6’ncı Maddesine göre yargı yetkisi, KKTC halkı adına bağımsız mahkemelerce yürütülür. Fakat hükümet bu maddeye dayanarak, yargıdaki sorunların sorumluluğundan kaçamaz.

 

YDP iktidarı, ülkedeki yargı sisteminin en iyi düzey-de yürütülebilmesi için gereken tüm olanakları sağlayacak, Hakim ve Savcı sayısı artırılacak ve mahkemelerin daha geniş bir alanda hizmet verebilmesi için Adliye Sarayı kurulacaktır.

 

 

B) TAM VE ZAMANINDA ADALET:

 

Geciken adaletin adalet olmadığı gerçeğinden hareketle adaletin süratle tecellisi sağlanacak ve yapılacak yasal düzenlemelerle birlikte davaların belirli bir sürede bitirilmesi gerçekleştirilecektir.

 

Sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma için ileri demokratik standartlara ve evrensel hukuk normlarına dayalı olarak işleyen adil bir yargı düzenini esas alıyoruz.

 

Yargı sisteminin hızlı ve tutarlı bir şekilde çalışması için gerekli ortamı oluşturacağız. Mahkemelerin elektronik arşiv imkânlarından yararlanması sağlanarak gerekli bilgi ve belgeler ile emsal kararlara zamanında erişim mümkün hale getirilecek, yargı organları arasında kurulacak bir bilgi ağı ile davaların kısa zamanda sonuçlanması çalışmaları başlatılacaktır.

 

Adli ve idari yargıda uyuşmazlıkların yargı öncesi çözüm usullerini geliştirecek ve etkin hale getireceğiz.

 

Yargımızda görülen diğer ihtiyaçlar ise Tebliğ ve İcra kurumlarının yetersiz olmasıdır. Tebliğ ve İcra Daireleri özelleştirilecektir.

 

Ayrıca Türkiye’de olduğu gibi İcra Daireleri vasıtası ile icraya düşen kişinin tüm mal varlıklarına ve banka hesaplarına anında bloke konularak hak sahibi kişi veya kişilerle kurumların alacaklarının tahsili işlemleri için devlet güvencesi geciktirilmeden sağlanacaktır.

 

 

VI) KAMUDA REFORM:

 

A) KAMU REFORMU:

 

Kamuda personel kadrolarının dağılımında ciddi dengesizlikler ve adaletsizlikler söz konusudur. Dağılım hem personel sayısı hem de statüler olarak kendini göstermektedir. Devlet kadrolarında veya kurum bütçeleri altında farklı statülerde istihdam edilmiş gerekenden çok sayıda personel bulunuyor.

 

Öte yandan temizlik, güvenlik, evrak dağıtımı gibi asıl ve sürekli personel eliyle yürütülme zorunluluğu bulunmayan hizmetlerin hizmet alımı yoluyla karşılanması, özel sektörün güçlenmesi için de uygun bir gelişme olarak düşünülmektedir.

 

Bürokrasi yönetiminde parti hiyerarşisi ve tepeden karar alma süreçleri egemendir. Kurumsal demokrasi ve iyi eğitim almış personelin yönetime katılımı neredeyse sağlanmıyor. Hâlbuki kamu görevlilerini çalışmaya motive eden tek faktör kadro ve maaş değildir. Onun önemsenmesi ve yönetişim süreçlerine katılımı önemli bir çalışma güdüsünü oluşturur.

YDP olarak bizler; kamuda kadroların daraltılıp uzmanlaşmasına, Bakanlıkların merkez ve ilçe örgütlerinde devletin asli ve sürekli hizmetlerinin uzman kamu görevlileri eliyle hızlı ve kaliteli olarak görülmesini sağlamayı görev addediyoruz.

 

Kamuda farklı statülerde, ancak aynı işi yaparak farklı maaş ve özlük hakları almak hem eşitsizlik hem de motivasyonu kırıcı ve hizmet kalitesini düşürücü ciddi bir etmendir. Eşit işe eşit ücret ilkesinden hareketle; kamu personelinin arasındaki statü farkının ortadan kaldırılması için gerekli çalışma yapılacak, ilgili personelin eğitim ve tecrübesine ek olarak işinde gösterdiği performansa endeksli bir kariyer ilerlemesi imkânı sunulacaktır.

 

Kamu hizmetlerinde etkinlik ve verimliliğin artırılması, işlerin hızlandırılması ve özellikle vatandaş odaklı bir yönetim için Kamu Personel Reformu mutlaka yapılmalıdır.

 

Bu sorun çözülmeden KKTC’nde bürokrasi probleminin ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir. Bu reformun gerçekleştirilmesi, özel sektör çalışma hayatının kalitesini de artıracaktır.

 

 

B) YERİNDE HİZMET

 

E-Devlet uygulamasını vatandaşlara kolaylık sağlayacak şekilde yaygınlaştırıp, tek nokta hizmet duraklarını oluşturup, doğumdan ölüme e-devlet yaşam döngüsünü oluşturarak bürokratik işlemleri ve kırtasiyeciliği yok edeceğiz. E-devlet uygulaması gereksiz kâğıt kullanımı ve posta maliyetlerinin düşmesini sağlar. Merkezden uzak yerlerde yaşayan vatandaşların devlete yakın olmasına olanak sağlar. Tüm kurumların ortak veri bankasını kullanarak, kurumlar arası işbirliğinde olmasını sağlar, uygulama farklılıklarını ortadan kaldırır.

 

C) KAMUDA ÜÇLÜ KARARNAME:

 

Kamuda ‘‘Üçlü Kararname’’yi kaldırıp müşavirlik sistemine son vereceğiz. Kamuda çalışmadan maaş alanlar toplumun adalet duygusunu sarsmaktadır. İktidarımızda üçlü kararname ile üst düzey bir göreve gelen, görevden alındıktan sonra eski görev yerlerine geri dönecek bu süre zarfında hakları olan barem ve diğer özlük haklarına halel gelmeyecektir.

Kamuda sağlıklı bir çalışma sisteminin kurulmasını sağlayacağız.

 

 

Ç) KAMU HARCAMA VE İHALELERİ:

 

Kamu ihaleleri açık ve şeffaf bir şekilde yapılacak ve devlet kanalından halka izlettirilecektir. Böylece halk, ihalelerin açık ve şeffaf olduğundan emin olacaktır.

 

İhalelere katılım, kolaylaştırılacaktır.

İhalelere katılacak firmalardan istenen “Borcu Yok” belgesi istenmeyecek, böylece ülkedeki büyük ihalelerin birkaç büyük firma arasında anlaşmalı bir şekilde paylaşılmasının önüne geçilecektir.

 

Müteahhitler Yasası başta olmak üzere bir çok Birlik Yasası elden geçirilecek ve birliklerin ülkenin gelişmesinde engel olmaları önlenecektir. 

 

Kamu harcama büyüklüğünün ve borçlanma gereğinin sınırlandırılmasını, esas olarak harcamaların kalitesinin artırılmasını hedefliyoruz.

 

Kamu kurumlarının ihtiyaçlarının ortak alım yöntemiyle sağlanmasını öngörüyoruz. Saydamlığın artırılması ve rekabetin sağlanması amacıyla bütün ihale sonuçlarının internet ortamında yayınlanmasını hayata katacağız..

 

Avrupa Birliği’nin kamu alımları kurallarına uygun olarak, Kamu İhale Sistemini reforme edeceğiz.

 

 

D) VERGİ SİSTEMİNDE DÜZENLEME:

 

Vergiler, bir devletin en önemli gelir kaynaklarıdır.

 

Ülkemizde şu anda uygulanan vergi sistemi adil değildir. Süper lüks harcamaları olan, son model araba kullanıp havuzlu villalarda yaşayan kişilerin yıllık vergilerinin bir aylık benzin gideri kadar olmadığı bir ülkede yaşamak, yalansız vergi ödeyen nice insanımızı derinden düşündürmekte, üzmekte ve hayıflandırmaktadır.

 

Vergi denetiminde adaleti, eşitliği ve güven duygusunu sağlayan; vergi idaresi uygulamalarında şeffaflığı ve hesap verebilirliği artıran; uyuşmazlıkların çözümünü kolaylaştıran; değerleme hükümlerini mükellef lehine iyileştiren; vergiye uyum maliyetlerini düşüren düzenlemeleri mutlaka gerçekleştireceğiz.

 

Avrupa Birliği müktesebatı ve uluslararası normlar esas alınmak suretiyle Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Sistemini gözden geçirerek bugün devlet kurumlarımızda kayıt ve takip için kullanılan - çağdışı bir uygulama olan - Peşin Ödemeli Muhasebe Sistemi nin terk edilerek, Avrupa standartlarında kayıt ve takibi mümkün olan Tam Otomasyonlu Bilgisayar Programları ile Tahakkuk Esaslı Muhasebe Sistemi’ne geçerek, verilerimizi güvenilir kılarken, kurumlarımızı da şeffaflaştıracağız.

 

Kayıt dışılığın azaltılması, adaletli bir yönetimin temel esaslarından biri olarak herkese eşit koşullarda çalışma ve kazanma hakkı tanımayı; herkesten adil bir vergi sistemi ile katkı istemeyi benimsiyoruz.

 

Diğer yandan; özellikle seçilmiş veya atanmış olsun Kamuda görev yapan herkesin mal beyanını sıkı takip edecek, “Nerden Buldun?’’ Yasasının etkin uygulanması için gerekli tedbirleri alacağız.

 

Bu yasayı sadece kamuda görev yapan kişiler için değil, onların birinci derece yakınları için de uygulanmasında ilgili yasada gerekli düzenlemeleri yapacağız.

 

 

E) YEREL YÖNETİMLER:

 

Ülkemizde Belediyelerimiz çeşitli nedenler sonucunda iflâs noktasına gelmiş ve hizmet veremez durumdadırlar. Belediye sayısını öncelikle 28’den 15’e, sonraki süreçlerde de 15’ten 10’a düşürmeyi hedefliyoruz.

 

Yerel Yönetim anlayışını tamamen değiştireceğiz…

 

Belediyelerin en büyük gelir kaynağı olan emlâk vergilerini metrekare üzerinden değil, evin değeri üzerinden alınmasını sağlayacak, emirnameleri kaldıracağız. Bu sayede tarla vasfına düşürülmüş arazilere yeniden arsa vasfını verecek, arsa vergileri ile belediyelerin gelirlerinin hızla artmasını sağlayacağız.

Belediyelere Devlet katkısı nüfusa göre yapılmaktadır. Fakat bu nüfus hesaplanırken, okullardaki öğrenciler de nüfustan sayılmaktadır. Sınırları içerisinde üniversite bulunan belediyelerin nüfusu bu öğrenciler sayesinde şişirilmekte ve böylece küçük belediyelerin aleyhine bir paylaşım yapılmaktadır.

 

Bu belediyeler üniversitelere hizmet veriyorlarsa eğer, hizmetlerinin bedeli o üniversitelerden alınmalı, böylelikle devlet katkısı da sadece KKTC vatandaşlarının sayısına göre belediyeler arasında paylaşılmalıdır. Bu uygulamayı hayata geçirerek kırsal belediyelerin daha fazla katkı almalarını sağlayacak ve belediyeleri içinde bulundukları ödeme sarmalından kurtaracağız.

 

Avrupa Yerel Yönetimler uygulamalarıyla uyumlu olarak Merkezi İdare ve Yerel Yönetimler arasındaki ilişkileri yeniden düzenleyeceğiz. Ayrıca yerelleşmeyi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesini sağlamak üzere etkin bir denetimi esas alan yasal düzenlemeleri hayata geçireceğiz.

 

Ülkemizde trafik cezaları hangi belediye sınırları içerisinde kesiliyorsa, ceza bedelleri o belediyeye ödenmektedir. Nüfusun yoğun olduğu beldelerde trafik cezaları o belediyeye hatırı sayılır paralar kazandırırken, kırsal kesim belediyeleri bu konuda mağdur olmaktadır. Ülke genelinde kesilen tüm trafik cezaları bir havuzda toplanacak ve nüfus oranına göre belediyelere adilce pay edilecektir.

 

Aynı şekilde sınırları içerisinde havaalanı ve liman bulunan belediyeler yolculardan alınan vergi ve ücretlerden pay almakta, bu durum yalnızca o belediyelere ciddi bir katkı sağlamaktadır.

Ülkedeki tüm havaalanı ve limanlarda yolculardan alınan vergi ve ücretlere ilişkin paylar, nüfus oranına göre tüm belediyelere dağıtılacak, kırsal kesim belediyelerinin de bu sayede nefes almaları sağlanacaktır.

 

Yerel yönetim hizmetlerinin elektronik ortamda, ortak norm ve standartlarda sunulmasını sağlayacak, Akıllı Kent uygulamalarını geliştireceğiz.

 

Kamu veri merkezlerinin bütünleştirilmesi ve etkin hizmet verilmesi amacıyla projeleri hayata geçireceğiz. Halkımızı, gerektiğinde en üst siyasi ve bürokratik düzeyde bilgilendirmeyi ve onlara hesap vermeyi devlet anlayışımızın bir parçası olarak görüyor, bunu gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

 

Devletin gerçek ve tek sahibi olarak gördüğümüz vatandaşlarımız adına kamu yönetiminin tüm işlerinin şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir bir biçimde gerçekleştirilmesi, en temel kuralımızdır.

 

Her kurumdan haberdar, etkin bir merkezi idare, güçlendirilmiş ve hesap verebilir yerel yönetimler, etkin personel düzenlemesi ve dijitalleşme kamu yönetim reformumuzun öncelikleri olacaktır.

 

Yerel yönetimlerin, hizmetlerinin önceliğinin belirlenmesi ve altyapı yatırımlarına yeterli kaynak tahsis edilmesini sağlayan düzenlemeleri yapacağız.

 

Vergi, resim ve harç mevzuatına ilişkin düzenlemeleri toplumun ve ilgili tarafların katkılarının alındığı bir süreç içinde gerçekleştirecek, yerel yönetimlerin öz gelirlerini süratle artıracağız.

 

 

F) KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ

    (KİT’LER):

 

Ülkemizde, Kamu İktisadi Teşebbüsleri olarak kabul ettiğimiz Kurumların kimilerini özelleştirecek kimilerini ise yeniden yapılandıracağız.

 

Özelleştirmede “Altın Hisse” uygulaması yapacağız.

Altın Hisse devletin elinde olacak ve Devletin veto hakkı olarak kullanılacaktır. Böylece şeffaf ve herkese açık ihale ile özelleştirdiğimiz Kurumlarımızda hayati konularda Devletin müdahale etme hakkı olacaktır.

 

Altın Hisse uygulamasının AB tarafından uygun görülmemesi bizi alâkadar etmemektedir. Tekel olacak olan bir kurumu eline geçiren özel sektörün canının istediği gibi kurumu kullanması ve meselâ fiyatları kontrol etmesi kabul edilemez.

 

Buna göre özelleştireceğimiz Kurumların başında KIB - TEK, Telekominikasyon Dairesi ve Limanlar gelmektedir.

Özelleştirmede çalışanların haklarına halel gelmemesi, devletin boynunun borcu olacaktır..

 

VII - SOSYAL POLİTİKALAR:

 

A) NİTELİKLİ EĞİTİM:

 

Bugün, KKTC de Eğitim seviyesi giderek aşağılara çekilmiş ve KKTC okulları Türkiye’nin en geri kalmış şehirlerinin de gerisine düşmüştür. Bu sebeple aileler çocuklarını özel okullara göndermeye başlamıştır. Oysa Milli Eğitim Bakanlığının bütçesi yeterlidir. Ne yazık ki bu bütçenin %94’ü maaşlara gitmektedir.

Okullarımızdaki öğretmen sayısı da yeterlidir.

AB ortalamasında öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 14’ken KKTC de bu sayı 9’dur.

Buna rağmen birçok okulda öğretmen açığı vardır.

 

Problem öğretmen azlığında değil, düzgün bir plân-lama yapılamamasındadır. Sendika korkusundan öğretmen nakil ve ders düzenlemesini yapamayan Bakanlık birçok okulda öğretmen açığına çare olamamaktadır.

 

KKTC eğitim sistemi bir yandan sendikaların etkisi, öte yandan siyasilerin beceriksiz ve yetersizliği yüzünden yozlaşmış, kalitesini ve milliliğini tamamen kaybetmiştir. Yetişen gençliğimizin milli ve manevi değerlerine bağlılığı tartışılır bir durumdadır.

 

Bu eğitim sistemi çocuklarımızı her türlü zararlı fikir akımı ve zararlı alışkanlıklara karşı korumaktan acizdir. En kötüsü de, bu eğitim sistemi çocuklarımıza milli kimlik şuuru vermekten uzaktır.

 

Oysa KKTC Milli Eğitim Yasası, öncelikle çocuklarımıza milli şuur vermeyi emreder.

 

Yapacağımız çalışmalar ile halkımızın uzun zamandır beklediği adımlar ivedilikle atılacaktır. Böylece, özellikle kamusal alanda kalitenin arttırıldığı, herkesin birlik içinde farklılığını yaşamasının mümkün olduğu, çok daha yenilikçi ve eşitlik anlayışı temelli bir toplumsal düzen oluşmuş olacaktır. Temel önceliğimiz eğitimin her seviyesinde kaliteyi artırmaktır.

 

Çocuklarımızı ve gençlerimizi, ortak milli değerlerimizi özümsemiş olarak, çağdaş bilgiler ile donanımlı, düşünen, üreten ve rekabet edebilen bireyler olarak yetiştireceğiz.

 

Mevcut sponsorluk yasası işletmelerin katkı yapmasını fazla teşvik etmemektedir. Okullarımızın ihtiyaçları konusunda Sponsorluk yasası ile ilgili bir açılım yaparak(Yapılan yardımlara karşılık vergideki indirimlerde işletmelere daha fazla hak verilmesi) sponsorluğu teşvik edeceğiz.

 

Son yıllarda ülkemizde boşanma oranları dikkat çekici bir artış göstermektedir. Eğitimde aileyi merkeze alan, mutlu, huzurlu ve aile birliğinin sarsılmadan devamını sağlayacak temel bilgi ve değerlerin çocuklarımıza küçük yaştan itibaren verilmesini sağlayacak müfredata yer vereceğiz.

 

Yeniden Doğuş Partisi olarak eğitimi; uzun vadeli bir bakış açısıyla geleceğimize yatırım olarak kabul ediyor, insanımızın yaşam kalitesini yükselten, ülkemizin insan kaynağını çağdaş dünya ile rekabet edebilir donanıma kavuşturan ve hayat boyu süren bir süreç olarak görüyoruz.

 

Eğitimde fırsat eşitliğini önemsiyor ve orta öğretimi bitiren her öğrencimizin bir spor dalından lisans alabilecek veya bir müzik enstrümanını belirli bir yeterlilikte kullanabilecek, en az 1 yabancı dili konuşabilecek düzeyde olmasını öngörüyoruz. Bireysel yeteneklere göre öğrencileri yönlendirebilecek bir rehberlik sistemi oluşturmayı hedefliyoruz.

 

Eğitimin her kademesinde spor eğitimini çeşitlendirecek, okullarda modüler bir anlayış içerisinde farklı spor branşlarının icrasına imkân verecek fiziki ve beşeri altyapıyı güçlendireceğiz. Eğitim kurumlarının sportif altyapısından halkımızın da azami düzeyde istifade etmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

 

Sporu, sağlıklı bir toplum olmanın ve sosyalleşmenin önemli bir aracı olarak görmekteyiz. Spor yoluyla nesillerimizin kötü alışkanlıklardan uzak bir ortamda yaşam kalitelerini artırmanın yanı sıra, önemli bir hizmet alanında yeni iş imkânları oluşturabileceğimize inanıyoruz.

 

Ülkemizde uygulanan spor ambargosunu nasıl kaldıracağımızı gayet iyi biliyoruz. Geçmişte KKTC futbol ve basketbol milli takımlarının Kırgızistan milli takımları ile maçlar yapmasını sağlamıştık. Aynı girişimleri yeniden başlatıp yaygınlaştıracak, gençliğimizin uluslararası spor müsabakaları yapmalarına zemin hazırlayacağız. Örneğin Kosova, bizim izlediğimiz fakat arkasını getiremediğimiz yolu izleyerek uluslararası bütün spor müsabakalarını yapabilmektedir.

 

B) Öğretmen Eğitimi:

 

Öğretmen, eğitim sisteminin en kritik öğesidir.

Öğretmenlerin toplumdaki itibarı, mesleklerine olan saygı ve sevgisi, ekonomik durumları gibi etmenler motivasyonlarını ve birinci dereceden okuldaki eğitimin kalitesini etkiler.

 

Ayrıca, geleceğimizi emanet edeceğimiz öğretmenler artık 2030’ların 2040’ların öğrencilerini yetiştirecek, yeni bir toplum inşa edeceklerdir. Bu nedenle Öğretmen Eğitimi oldukça önemlidir.

 

KKTC’de öğretmen eğitiminde Atatürk Öğretmen Akademisi mezunları, Türkiye’deki üniversitelerden mezun olanlar, ülkemizdeki üniversitelerden mezun olanlar ve üçüncü ülkelerden mezun olanlar gibi çok farklı kaynağın olduğu görülmektedir. 

 

Kamu Hizmeti Komisyonu’nun öğretmenlik için açmış olduğu sınavlar bilgi boyutundadır. Öğretmenlik formasyonu dediğimiz alana yönelik sorular hem çok azdır hem de bunlar da bilgi boyutundadır.

 

Öğretmenlerimizin iyi eğitilmesi için yapısal değişikliğe ve bu kadar çeşitliliği kendi gereksinimlerimize dönük olarak kanalize etmemiz gerekmektedir.

Bunun için Atatürk Öğretmen Akademisi bünyesinde Öğretmen Eğitimi Ve Araştırması Merkezi kurulmalıdır.

 

Bu merkez yüksek lisans düzeyinde eğitim verecek, araştırma ve uygulama temelli olacaktır. Devlette veya özelde öğretmenlik yapacak olanlardan bu merkezin diploması istenecektir. Bu merkezde başarılı olanlar Kamu Hizmeti Komisyonu’nun açmış olduğu sınavlara girebileceklerdir.

 

Öğretmenlerin Hizmet içi eğitimlerinden de bu merkez sorumlu olacaktır. Bu merkezde eğitilecek olan öğretmen adayları hem akademik hem de okullarda uygulama yapacaklardır. Geliştirdiğimiz öğretmen yeterlik kriterlerine göre öğretmenlerin eğitimini gerçekleştireceğiz. Bunlar, okullarda yardımcı öğretmen statüsünde olacaklar ve asgari ücretten maaş alacaklardır.

 

Biz burada kendine güvenen, sorun çözebilen, sorumluluk alabilen ve araştıran öğretmenleri yetiştireceğiz. Dezavantajlı olan bölgelere deneyimli öğretmenleri göndermek için teşvikler yapacağız.İlkokullara psikolojik danışma ve rehberlik öğretmeni atayacağız.

 

C) Mili Eğitim Bakanlığının Yapısı:

 

Bu bakanlığımız yıllardan beri hantal bir yapı içerisindedir.Bu yapı yeniden organize edilecektir.Yükseköğretim müsteşarlık düzeyine çıkarılacak ve bakanlığın karar alma mekanizmalarına okul aile birlikleri de katılacaktır.Şeffaf ve hesap verebilir bir bakanlık yapısı kurulacaktır.

Eğiteceğimiz öğretmenler okullarını geliştirmek, daha iyi eğitim verebilmek için uğraş vereceklerdir.

 

Ç) Okul Binaları:

 

Okul binaları çok eskidir. Bunlar yenilenecektir.

Okul büyüklüğü standartlarını belirleyeceğiz.

Kapasitesinin üzerinde okullara öğrenci almayacağız. Yeni okul binaları yapacağız.

Her okulun temel ihtiyaçlarına bağlı bütçesinin oluşturularak merkezi bütçeden tahsisat yapılmasını sağlayacak, okullara yapılacak bağış ve desteklerin vergi matrahından düşülerek istisna kapsamına alınmasını sağlayacağız.

Merkezi okul kavramından mahalli okul kavramına yöneleceğiz. Yerel Yönetimlerin bisiklet yolları yapmasını teşvik edecek ve destekleyeceğiz, bu yolların özellikle okullara erişimi kolaylaştıracak şekilde yapılmasını önceliklendirecek, böylelikle çocuk anne babasına bağımlı kalmadan, kendi bisikletiyle okuluna gidebilecektir.Okulları birer toplum merkezi yapacağız.

 

D) Velinin Okul Yönetimine Katılması:

 

Velilerin ve eğitime fayda sağlayan gönüllü kuruluşların okul yönetimlerine etkin katılımını sağlayacağız.

Okul yönetim kurulları; bu okulların velileri ve okulun diğer paydaşlarınca oluşturulacak ve okul yönetimine, karar alma mekanizmalarına katılacaklardır.

 

 

E) ÜNİVERSİTELER:

 

Ülkemizde sayıları hızla artan Üniversiteler ülkemizi bir eğitim adası haline getirmiştir. Bu yıl yapılan kayıtlarla birlikte ülkemiz üniversitelerinde okuyan öğrenci sayısı 81.000’in üzerindedir. Bu öğrencilerin 70.000’i yabancı öğrenci statüsündedir..

 

Ne var ki bu öğrencilere sadece para getiren birer araç olarak bakmak bizi yanlışa sürükler. Ülkemizi ve Üniversitelerin kurulu olduğu bölgelerin altyapılarını en hızlı bir şekilde düzenlemek ve Üniversitelerle işbirliği yaparak öğrencilere mutlu ve huzurlu olacakları bir eğitim alt yapısı hazırlamak önceliklerimiz arasındadır.

 

Aynı zamanda eğitim kalitesinin yükseltilmesi temel hedeflerimizdendir. Bu amaçla YÖDAK kuruluş amaçlarına uygun bir şekilde yeniden yapılandırılacak, YÖK’ün bir altyapı kurumu olmaktan çıkarılarak muadil bir kurum haline gelmesi sağlanacaktır.

 

Yükseköğretim kurumlarının yurtdışındaki muadilleriyle işbirliklerini geliştireceğiz.

 

Bakanlıkta Yüksek Öğretim Dairesi ve YÖDAK buluncaktır. Bu ikisinin birleştirilmesi ve daha güçlü bir yapının olması gerekmektedir. Üniversitelerin bazılarını araştırma üniversitesine dönüştüreceğiz. Araştırma üniversitelerinde, ülkenin öğretim üyesi ihtiyacını karşılayacağız. Şimdiki yapının, Uçan hocalarla sürdürülmesi mümkün değildir.

 

Üniversitelerimize gelen öğrenciler bizim için misafir oldukları kadar aynı zamanda beyin gücüdür.Bu öğrencilerimizden ,araştırma faaliyetlerinde istifade edecek yapılar oluşturacağız.

Ancak öğrenciler de bu ülkenin kurallarına uymak zorundadırlar. Bu öğrencilerden kaynaklı sosyal problemler için proaktif olacağız. Sağlık güvenceleri için Özel Sağlık Sigortası sistemini geliştireceğiz. Öğrenci iken çalışma alanlarını sadece kendi üniversiteleri ile sınırlandıracağız. Bu da part-time şekilde olacaktır.

Özel eğitim yasası çıkaracağız..

 

F) SAĞLIK:

 

Sağlık alanında hizmet standardının sürdürülebilirliğini sağlamak, yeni reformlarla hizmet kalitesini artırmak, başta kırsal kesimler olmak üzere hizmeti vatandaşlarımızın ayağına götürmek temel amacımızdır. Bu amaç doğrultusunda, sağlık alanındaki insan kaynağımızın ve hizmetlerin kalitesini sürekli artırmayı hedefliyoruz.

 

Kanser hastaları için onların buluşabilecekleri lokaller yapılacaktır. Geliri kanser hastalarına aktarılacak lokallerde, kanser hastalığından muzdarip hasta ve hasta yakınları bir araya gelebileceklerdir. Ayrıca, bu lokallerde halkın kanser hastalığına karşı bilinçlendirme seminerleri düzenlenecektir.

 

Uyuşturucu bağımlılığı ile etkin mücadeleyi; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, gıda güvenilirliğinin ve ruh sağlığının geliştirilmesini hedeflemekteyiz. Toplum olarak sahip olduğumuz güçlü aile yapımızı diğer toplumlara göre önemli bir fark ve avantaj olarak görüyoruz.

 

Mezuniyet sonrası ücretsiz beceri ve kişisel gelişim programları uygulayacağız. Gençlerimizin şiddete ve zararlı alışkanlıklara yönelmelerini önlemek üzere spor, kültür, sanat gibi alanlarda gelişimlerini destekleyici programların uygulanmasına devam edeceğiz.

 

Ülkemizde sağlık sorunlarının Kıbrıs sorunundan da eski olduğunu  biz değil, bu işlere yıllardır kafa yoran sivil toplum örgütleri söylemektedir. Yine bu söylemlerden hastalığın ne olduğu tespit edildiği ve tanının konulduğu da anlaşılmaktadır. Hatta reçete de ortadadır. Eksik olan reçeteyi uygulayacak siyasi iradedir. Bu irade bizde vardır.

İktidarımızda:

 

1) Yıllardır beklenen 5 yasa aynı anda uygulanacaktır. Bunlar;

 

  1. Hasta Hakları Yasası,
  2. Kamu Hekimleri Yasası,
  3. Özel Hastaneler Yasası,
  4. Döner Sermaye Yasası (ve)
  5. Genel Sağlık Sigortası

Yasalarıdır.

Bunlardan sonuncusu, yani Genel Sağlık Sigortası için sanıldığı kadar çok emek harcamaya da gerek yoktur. Sosyal Sigortalar Yasası’nda yapılacak küçük değişiklikle bu formüle edilecektir.

 

2) Lefkoşa’ya yeni hastane şarttır. Ancak bu yeni hastanenin çalışma sistemi ile diğer hastanelerimizin çalışma sistemleri mutlaka değişmelidir.

 

Yasalarımıza göre Hekimlerin ve diğer kamu memurlarının ikinci iş yapmaması gerekir. Ayrıca biz, hastane içinde hekimlerin özel hasta muayene etmesini de olumlu bulmamaktayız.

 

3) Hekimler ile diğer sağlık çalışanlarının tüm kadroları, kısa ve orta vadede sözleşmeli statüye çevrilecektir. Baş Hekimlik isteği ve Hastane Yönetim Kurulu  kararları ile sözleşmelerin süre uzatılmaları yapılacaktır. Bu konuda siyasilerin etkisi kısıtlanacaktır.

 

Buna karşın maaşlar ülke düzeyinin en üst seviyesine yakın olmalı, hekimler ve personel döner sermayeden pay almalıdır.

 

4) Devlet, ilaç dağıtmaktan vazgeçecektir. Eczaneler ile anlaşılıp ithal edilen ilacın cüzi kâr ile satılması  sağlanacaktır. Devlet reçetesi ile gelen vatandaşa eczacı ilacını verecek, sonrasında bu reçete ve kestiği makbuzla birlikte Maliyeden veya Sağlık Bakanlığı’nın ilgili biriminden parasını alacaktır.

 

Emekli olsun veya olmasın 65 yaşın üstündeki yaşlı ve hastaların sürekli kullandıkları ilaçlar Sağlık Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı’nın işbirliği ile evlerine teslim edilecektir.

5) Bülent Ecevit Tipi Rehabilitasyon Merkezi gibi merkezlerin  sayısı ve kalitesi artırılacaktır.

 

6) Özel Hastaneler ve özel sağlık merkezlerinin denetimi daha sık yapılacak ve standartlarının yükseltilmesi için gereken teşvik verilecektir.

 

7) Üniversitelerimizde ihtiyaca yönelik uzman hekim, hemşire ve diğer medikal personelin en kaliteli şekilde yetişmesi için YÖDAK ile birlikte çalışılıp plânlama yapılması sağlanacak, bu konuda ülkemizdeki Üniversitelerle istişare ve işbirliğine gidilecektir.

 

8) Hastanelerimizin belli uzmanlık alanlarında doktor açığı olduğu ve kısa sürede kapanmasının mümkün olmadığı ortadadır. Bu açığın kapanması için kısa vadede Türkiye ve diğer Türk Cumhuriyetlerinden uygun vasıfta uzman getirilmesi için çalışmalar yapılacaktır.

 

9)Aile hekimliğini her bölgede oluşturarak,her aileye 1 “Aile Hekimi”çalışmalarını başlatacağız.

 

10) Ülkemizde hali hazırda çocuklarımız için standart bir aşı takvimi uygulaması mevcut değildir. Güncel bir ‘’Ulusal Aşı Takvimi’’ derhal oluşturulacak ve ülke genelinde yapılan aşıların bu takvime uyulması sağlanacaktır. Hali hazırda özelde ücretli yapılan aşılar, Sağlık Bakanlığı tarafından tek bir merkezden temin edilecek ve halkımızın bu aşılara tamamen ücretsiz olarak ulaşması sağlanacaktır.

 

11) Ülkemizde kırsal kesime ulaştırılan sağlık hizmetleri oldukça yetersizdir. Sağlık ocakları kadro, teknik altyapı  ve malzeme nedeniyle yetersizdir.  Üçüncü basamak sağlık hizmeti vermesi gereken Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi, çoğu zaman birinci basamak sağlık hizmeti vermek zorunda kalmakta, bu nedenle de gereğinden fazla hasta birikmesine, doktorların verimsiz çalışmalarına, hastaların ise yetersiz sağlık hizmeti almalarına neden olmaktadır. Kurulacak olan ''Mobil Sağlık Hizmeti'' ağı ile, hastalarımıza birinci basamak sağlık hizmetinin ulaştırılması sağlanacaktır. Kadro ve malzemenin daha verimli kullanılabileceği  bu sistem sayesinde, kırsal kesimde koruyucu hekimlik uygulamalarına da geçilebilecektir. Sistem, zaman içerisinde bazı bölgelerimizde kalıcı hale getirilirken, bazı bölgelerinde ise verimli sağlık ocaklarının tesis edilmesinin akabinde, bu sağlık ocaklarının bünyesine dahil edilecektir.

 

12)Coğrafi konumu itibariyle 3 kıtaya ( Asya, Afrika, Avrupa) hitap eden Kıbrıs, sağlık turizmi yönünden de cazibe merkezi haline gelme potansiyeline sahiptir. Sağlık turizmini birçok yönüyle ele alacağız. Sağlık turizmi kapsamında bazı tıp uygulamaları  (örn: obezite cerrahisi, medikal estetik vb.) güncellenmek kaydı ile ön plana çıkarılacak, bu gibi uygulamalara katkıda bulunmak isteyen özel hastanelere, kredi, tanıtım destekleri verilecektir. Bu sayede hem ülkemizin sağlık aracılığıyla tanıtımı yapılmış olacak hem de özel sektöre farklı bir gelir kaynağı tesis edilmiş olacaktır. 

 

13) Toprağı ve yeraltı su kaynakları kısıtlı olan ülkemizde, yerin üstünü ve altını temiz ve sağlıklı tutmak önem arz etmektedir. Bugün dahi ülkemizde, evsel atıklar ile tıbbi atıklar ayrıştırılamamaktadır. Tıbbi atık bertaraf tesisimiz işler halde değildir. Belediyelerle işbirliği içerisinde, tıbbi atıkların toplanması ve bertaraf edilmesi, çağımızın gerektirdiği standartlarda hayata geçirilecek, böylelikle gizli çevre felaketinin önüne geçilecektir.

14)Ülkemizde, geriatrik (yaşlı) nüfus hızla artmakta, ancak yaşlı bakım merkezleri ise ihtiyaca cevap verememektedir. Halkımız, yaşlı ve bakım gerektiren hastalarını, kendi olanakları ile evlerinde takip etmektedir. Yaşlı ve bakıma muhtaç halkımıza hizmet etmek, ihtiyaç sahiplerinin fiziksel rehabilitasyon ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, Geriatri ve Rehabilitasyon Merkezi (GEREM) (gerekirse vakıf çatısı altında) kurulacaktır.  Devlet desteği, bağışlar ve hasta yakınlarının maddi katkıları ile finansmanı sağlanacak bu merkezde, geriatrik yaş gruplarının ve rehabilitasyon ihtiyacı olan dar gelirli vatandaşlarımızın, kısa, orta uzun vadeli konaklamaları sağlanarak bakım ve rehabilitasyonlarının yapılması sağlanacaktır. 

 

 

 

G) ÇEVRE:

 

Temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı her insanın temel haklarından birisidir. Çevre sorunlarını; akılcı bir koruma, kullanma ve geliştirmeyi öngören sürdürülebilir kalkınma modeli ile aşarak, gelecek nesillere temiz, yaşanabilir doğal ve kültürel değerleri korunmuş bir çevrenin aktarımı, çevre politikamızın esasını oluşturmaktadır.

Çevre değerlerinin korunması konusunda ortak bilinç oluşturmak üzere, gönüllü kuruluşlar ve kamu kuruluşları ile işbirliği halinde çalışmalar yapılacaktır. Çevre konusunda uluslararası anlaşmalara taraf olunması için girişimler yapılacak, Türkiye’de ve uluslararası alanda benimsenmiş bulunan çevresel faktörlerin korunma ve denetlenmelerine ilişkin ilke ve kuralların yaşama geçirilmesine çalışılacaktır.

 

Ülkemizde bir geri dönüşüm tesisinin bulunmaması, hurda araçlar, plastikler ve her türlü çöpün çevrede atıl olması büyük sorun teşkil etmekte, sağlığımızı tehdit etmektedir. Bir geri dönüşüm tesisi yapılarak tüm çöpler doğadan toplanarak ayrıştırılacak ve çevredeki çöp dağları hızla ortadan kaldırılacaktır.

 

Doğal zenginliklerimize toplum olarak sahip çıkma anlayışının kuvvetlenmesi için, çevre duyarlılığı geliştirilecek, bunun için medya teşvik edilecek ve eğitim müfredatı zenginleştirilecektir. Yatırım projelerinin yer seçiminde çevre duyarlılığına önem verilecek, yatırımlarda çevre dostu teknoloji kullanımı teşvik edilecektir. Enerji sektörü, ülkeler için stratejik öneme sahip bir sektördür. Res(Rüzgar ile),Hes(Hidroelektrik ile) ve güneş  enerjisi ile elektrik üretimi teşvik edilecektir. Kıyı, deniz,gölet ve diğer sulak alanların çevresi ile eko sistemlerin tamamını bütünlük içinde ele alan  planlama ve yönetim modelleri uygulanacak, su, hava, toprak ve denizi birlikte dikkate alan entegre çevre politikaları geliştirilecektir. Verimli tarım toprakları korunacak, amaç dışı kullanımı ve erozyon önlenecektir.

 

H)TRAFİK:

 

Ülkemizde büyük can ve mal kaybına yol açan trafik terörünün önlenmesine yönelik olarak; karayollarının uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi, sürücü hatalarının önlenmesine ilişkin eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, ehliyet sınav sisteminin değiştirilmesi,trafik denetim ve cezalarının etkinleştirilmesi ve otokontrol sisteminin geliştirilmesi sağlanacaktır.Yaygınlaştırılacak olan Mobese uygulamaları ile trafik ve asayiş sorunlarının en aza indirilmesi sağlanacaktır.

 

I)SOSYAL DEVLET:

 

Sosyal yardıma veya sosyal hizmete ihtiyacı olan bütün dezavantajlı vatandaşlarımıza ulaşacak olan Aile ve Sosyal Destek Programı (ASDEP)’nı geliştirerek yeterli sayıda nitelikli personel istihdam edilecek, ASDEP’i aşamalı olarak hayata geçireceğiz.

 

Aile bazında eğitim, sağlık, istihdam ve gelir gibi alanları içeren sosyal risk haritası çıkaracağız. Son yıllarda ülkemizde sayısı giderek artan boşanmaları azaltabilmek adına, aile bütünlüğünün korunması ve güçlendirilmesi politikalarımızı birbirini tamamlayıcı bir anlayışla uygulayacağız.

Genel olarak toplumsal değerlerin, özel olarak aile değerlerinin geliştirilmesi, korunması, sürdürülmesine dönük faaliyetlere öncelik vereceğiz.

 

Aile değerlerini öne çıkaran kültür, sanat, eğitim ve TV programları gibi çalışmaları teşvik edeceğiz. Aile içi şiddet, ihmal ve istismarın önlenmesi, kötü alışkanlıkların ve bağımlılıkların azaltılmasına yönelik hizmetlerin geliştirilmesini sağlayacağız.

 

Uyuşturucu bağımlısı çocuklarımızın cezaevlerine gönderilmelerini engellemek üzere tedavi ve psiko - sosyal rehabilitasyonu içeren kurumsal yapıları hayata geçireceğiz.

 

Aile ve iş hayatının uyumunun güçlendirilmesi için farkındalığın artırılmasını sağlayacak; okul saatlerini çalışma saatleriyle uyumlu hale getireceğiz.

 

Yoksulluğun ortadan kaldırılmasını, ihtiyacı olan herkese sosyal destek sunulmasını ve sosyal desteklere duyulan ihtiyacın azaltılmasını temel görevlerimiz arasında görüyoruz.

Yurtdışında yaşayan soydaşlarımız için “Yurtdışı Türkler Birimi”oluşturarak,onlarla sürekli iletişim halinde olacağız.

Gece kulüpleri yerleşim bölgelerinin çok uzağına taşınacak,bet ofisleri kademeli olarak kapatılacaktır.

Mağdur Çocuk Birimi

İstismara uğramış çocuklarımızın ifadelerinin alınması,adli incelemenin yapılması,basına deşifre edilmeden ve birden çok kamu kurumuna (Adli tabip,Sosyal Hizmetler,Polis,Savcı ve Mahkeme) ifade vererek travmayı defaten yaşamasını önlemek amacıyla hastanelerimizde özel bir merkez oluşturulması,ifadelerin 1 defada tüm kurumlar adına alınması sağlanacaktır.Polis Örgütünde fiilen mevcut “Çocuk Birimi”nin yasal mevzuata

kazandırılması sağlanacaktır.

 

Suça İtilmiş Çocuklar

          

Suça itilmiş çocukların topluma faydalı birer birey olarak yeniden topluma kazandırılmasını sağlamak amacıyla “Çocuk Rehabilitasyon Merkezi”kurulacaktır.Bu merkez çocukların rehabilite edilerek topluma dönüşlerini hazırlayacaktır.Merkez,çocukların aileleri ve sosyal çevreleriyle iletişim halinde çalışacaktır.

 

Risk Altındaki Çocuklar

 

Anne babanın uzun çalışma saatleri sebebiyle ebeveyn bakımından uzun süre mahrum kalan ,yaşadıkları çevrede istismara uğramaları veya suça itilmeleri riske olan çocuklar için de yerel Gençlik Merkezleri kurulacaktır.Bu merkezlerde Etüt,spor,folklor,sanat ,tiyatro gibi  her türlü etkinliğin bulunması sağlanacaktır.

Mağdur,Suça itilmiş ve Risk altındaki çocuklara ait tüm dataların ilgili Bakanlık tarafından son derece gizlilikle korunması sağlanacaktır.

 

 

İ) TARIM ve TOPRAK REFORMU:

 

Ülkemizde halkımızın büyük bir bölümü tarım sektörü ile iştigal etmektedir. Gelişen teknoloji tarım sektöründe ciddi bir reform yapmamızı şart koşmaktadır. Ama tarım reformunu yapmadan önce toprak reformunu gerçekleştirmek gerekmektedir.

 

Bugün ülkemizde devlete ait tarımsal arazilerin büyük bir kısmı, geçimini çiftçilikten sağlayan insanlara değil de iktidara yakın kişilere kiralanmaktadır. Bu arazileri kiralayanlar kuraklık tazminatı başta olmak üzere devletin tarım sektörüne ayırdığı teşviklerden faydalanarak gerçek çiftçilerin haklarını adeta gasp etmektedirler.

 

Devlete ait topraklar gerçek çiftçilere uzun süreli olarak kiralanacak ve bu topraklarda kontrollü üretim yapmaları sağlanacaktır.

Bunun için Tarım Kredi Kooperatifleri, Üretim ve Satış Kooperatifleri ile Arazi Kooepartifleri kurulacaktır.

Arazi kooperatifleri kişilere kiralanan ve ciddi bir rant kaynağı olan Devlet arazilerini işleyecek, elde edilen gelirle öncelikle o yöredeki okul, hastane/sağlık ocağı, kültür merkezi gibi kamu kuruluşlarına kaynak sağlayacak, bunun yanı sıra o yöredeki yardıma muhtaç kişi ve ailelere yardım edecektir.

 

Ülkemizde toplam arazi 2.465.552 dönüm olup, bunun 1.398.123 dönümü tarım arazisidir. (Ülke genelinin %56.7si).

 

Mevcut durumda bu tarım arazisinin 852.665 dönümü (%60.9) tarıma elverişlidir. Ekonomik olarak değerlendirilen bu arazinin ise 72.532 dönümü (%8.5)  sulu ziraatta kullanılmaktadır. Ülkemizin kendine ait su kaynaklarının yetersizliği bir yana, hoyratça ve kontrolsüz bir şekilde kullanılan su kuyularının akiferlerimizdeki su seviyesinin azalmasına ve tuzlanmasına yol açtığı bilinmektedir.

 

Bu gerçek ışığında yarı kurak iklim koşullarına sahip ülkemizde, Türkiye tarafından getirilen suyun ne büyük bir ekonomik nimet olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

 

YDP İktidarında suyun toprakla buluşması için süratle harekete geçilecek ve Yap - İşlet - Devret Modeli ile su isale hatlarının kurulması, kurulu olanların yenilenmesi özel sektör tarafından sağlanacaktır.

 

Toprağı suya, çiftçiyi mahsüle kavuşturacağız.

 

Suyun vatandaşa ucuza verilebilmesi için fiyatlara “Narh” konulacaktır.

 

Tarım Reformu…

 

Tarım Reformu konusunda; YDP iktidarında öncelikli olarak şunları yapacağız;

 

Tarım Bakanlığı’nın yapısal olarak işlevselliğini arttırmak adına yeniden yapılandırılması sağlanacaktır.

 

Hayvancılık Dairesi, Devlet Üretme Çiftlikleri ve Veteriner Dairesi bir Hayvancılık Genel Müdürlüğü altında birleştirilecektir. Tarım Bakanlığı’na bağlı Süt Kurumu, Toprak Ürünleri Kurumu ve Cypruvex gibi Kurumlar yine bir Genel Müdürlük altında birleştirilerek değerlendirilecektir.

 

Fonlar ile oluşturulan kaynaklar, amacına hizmet etmeyen teşvik ve desteklemeler yerine, sektörel altya-pıyı güçlendirme ve yeni yatırım olanakları için kullanılmasında ele alınacaktır.

 

Tarım sektörünü ilgilendiren ve hayati öneme sahip tüm yasalar, ivedilikle çıkarılacaktır.

 

Geçmiş Hükümetler döneminde içerisi boşaltılan Tarım Sigorta Fonu mali döngüsü yeniden kurularak, Dünya ve Türkiye Cumhuriyetinde emsalleri ile aynı standartlara yükseltilmesi sağlanacaktır.

 

J) ET VE BALIK KURUMU…

 

Ülkemizin en büyük eksikliklerden olan Et ve Balık Kurumu özerk bir yapı olarak oluşturulacaktır.

Bu kurum, hayvancıdan ve balıkçıdan canlı hayvanları alacak ve aracısız, direk halka satacak şekilde perakende satış mağazaları kurulacaktır.

 

Et ve Balık Kurumu’nun yönetiminde mutlaka Küçük ve Büyükbaş Hayvan Üreticileri Birliği ile ilerde kurulacak olan Balıkçılar Birliği de yer alacaktır.

 

Böylece hayvancılarımız kasapların ya da aracıların insafından kurtulmuş olacakları gibi, devlet eli ile et fiyatlarının dengelenmesi ve tüketicinin daha ucuz fiyata et ve et ürünü alması sağlanmış olacaktır. Öte yandan, et kaçakçılığının da önüne geçilecektir.

 

Et ve Balık Kurumu’na Lefkoşa Belediyesine ait kesimhane tahsis edilecektir. Bu kesimhane, Türkiye Cumhuriyeti’nin katkıları ile yapılmış olmasına rağmen yıllardan beri atıl vaziyette öylece durmaktadır.

 

Küçükbaş hayvancılığa özel ilgi gösterilerek, çeşitli destekleme ve teşviklemelerle dünya standartlarında üretim yapabilen, hastalıklardan ari işletme oluşturulması ve sektörün rekabet gücünün arttırılması sağlanacaktır.

 

Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen su ile Mesarya bölgesinde Yem Bitkisi Üretimi sağlanacaktır.

 

Kuraklık, doğal afet kapsamından çıkarılarak farklı Kuraklık Tazminatı ödemeleri ile ilgili çalışmalar yapılacaktır.

 

Devlet arazilerinin kiralanmasında hayvancılara ön-celik verilecek ve hayvan başına katsayı belirlenerek kiralanacak arazi miktarları saptanacaktır.

Kooperatifleşmelerin önü açılarak, ülke genelinde çeşitli üretim kooperatiflerinin kurulmaları teşvik edilecektir..

 

Organize Hayvancılık Bölgelerinde ağıl sahiplerine koçan verilecek, işletmelerin sahip oldukları bina ve yapılar için ipotek değeri oluşturulması sağlanacak, bölgelerin tüm altyapı eksiklikleri tamamlanacaktır.

 

AB ve Dünya Ticaret Örgütü ile uyumlu şekilde beyaz et üretimindeki aşırı korumacı ve monopolleşmeye müsait politikalardan vazgeçilecek, sektörün çeşitlenip küçük ölçekli işletmelerin güçlenmesi sağlanacaktır.

 

Ülkenin ihtiyaç duyduğu yıllık tarım ürünleri belirlenerek, üretim, bu ihtiyaca göre plânlanacaktır.

 

Tarım ürünlerinin uluslararası pazarlarda alıcı bulması için birim oluşturulacak ve üreticilerin Uluslararası fuar ve organizasyonlara katılımı desteklenecektir.

 

Tarım sektöründe plân, program ve projeksiyonların yapılabilmesi adına sağlıklı istatistik veri tabanı ve birimi oluşturulacaktır.

 

Mesarya ovası için değişen iklim koşulları gözönünde bulundurularak, yetiştiriciliği yapılabilecek bitki türleri ve yetiştirme şekilleri üzerinde kapsamlı araştırma ve uygulamalar yapılacaktır.

 

Toprak Ürünleri Kurumu’nun tüccar gibi değil, asli görevi olan piyasa regülasyonu konusunda çalışma yapması mutlaka sağlanacaktır.

Et ve Süt dışındaki hayvansal ürünler ile peynir altı suyu, gübre, kanatlı atıkları, mezbaha atıkları vs.. gibi atıkların değerlendirilmesi ve ekonomiye kazandırılması için gerekli yasal zeminin oluşturulması yönüne gidilecektir.

 

Hellim strateji belgesi revize edilecek ve en önemli ihraç kalemi olan hellimin yanında market eğilimleri de göz önünde bulundurularak alternatif ürünlerin geliştirilmesi, marketlerde, üniversitelerde ve turizm işletmelerinde yerel ürünlerin satışının teşvik edilmesi ve ihracat portföyünün çeşitlenmesi sağlanacaktır.

 

Seracılık için yeni pazarlar bulunacak, iklim avantajımız göz önünde bulundurularak üretim artışı sağlanacaktır.

 

Tarımla ilgili tüm konularda ve özellikle kurumlarda uygulanan gecikme faizlerinde indirime gidilecektir.

 

Tarımsal Eğitim ve Yayın konusunda her dairenin altında bulunan şubeler, tek bir müdürlük çatısı altında birleştirilerek üreticiye çok daha etkin hizmet verilmesi sağlanacak, bu sayede Gıda Güvenliği konusunda ilerleme kaydedilecektir..

 

Mağusa Limanına Gümrük Tarımsal Ürün ve Gıda Kontrol laboratuarı kurulacak ve ithal ürünler için ithalatçıların birçok devlet dairesi dolaşması yerine, izinlendirme tek noktadan sağlanacaktır.

 

Orman Dairesi yapısal olarak güçlendirilerek ağaçlandırma ve zararlı ile mücadele konusunda çalışmalar yapılacaktır.

Ülkemizin tarım sektöründe çalışan insan sayısı 4.579 kişidir. Toplam istihdam içinde bu sektörün payı %4.1dir. Tarım sektöründe istihdam oranı bu kadar az olmasına rağmen teşvikler başta olmak üzere yanlış uygulamalar yüzünden tarım sektörü sıkıntılar içindedir.

 

Türkiye’den gelen suyu verimli kullanarak, üniversitelerle işbirliği yaparak belirli bir plân tahtında üretim ve pazarlama ağını da kurarak tarım sektörünü ülkenin istihdam ve refah kaynağı haline getirmeyi temel hedeflerimiz arasına alacağız.

 

Tüm tarımsal bilgi sistemlerini AB ile uyumlu hale getireceğiz.

 

Tarım Bakanlığı, süt ürünlerinin iç tüketimini arttırma adına sosyal projeler gerçekleştirecektir.

 

 

K) AİLE, KADIN ve GENÇLİK…

 

Ailelerimizi, kültürel değerlerimizin taşıyıcıları ve bireyi topluma, toplumu bireye bağlayan önemli bir köprü olarak değerlendiriyoruz. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın kaliteli bir aile ortamında büyümelerini, ruhen ve bedenen sağlıklı bir biçimde yetişmelerini ve topluma dinamizm kazandıran nesiller olarak ülkemizi daima daha ileriye taşımalarını önemsiyoruz.

 

Eğitim kalitesini yükselten; etkili sağlık hizmeti sunan; nüfusun dinamizmini ve aile yapısını koruyarak geliştiren; kadınına, gencine, çocuğuna ve çalışanına hak ettiği yeri, önemi ve desteği veren bir yaklaşımda olmayı benimsiyoruz.

 

Kadınlarımızın konumunu daha da güçlendirmek ve uygulamalarımızın etkinliğini artırmak üzere, kadına ilişkin mevzuatı ilgili tarafların görüşlerini alarak gözden geçireceğiz.

 

Kadına yönelik her türlü ekonomik, fiziksel, ruhsal ve cinsel şiddetle mücadelede, 2014 yılında yasalaşan fakat bu güne dek hayata geçirilmeyen 61/2014 sayılı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi Yasası’nı tüm kurum ve çalışanları ile aktif hale getirerek kadına yönelik şiddetle mücadelede kısa süreli ve etkili, sonuç odaklı çalışmalar başlatacağız.

 

Çalışanların ve işverenlerin kadın-erkek fırsat eşitliği bilincini güçlendirmeye yönelik farkındalık oluşturucu programları artıracağız. Lise veya üniversiteden mezun olmuş gençlere iş ve kariyer konusunda yol gösterici destekler sunacağız.

 

Sorgulayan, düşünen, kendi başına karar verebilen, yenilikçi ve hayatın güçlükleri ile baş edebilecek donanımlı ve yetenekli gençler yetiştirmek için çalışmak önceliğimizdir.

 

L) EV HANIMLARINA SOSYAL GÜVENCE…

 

Bu bağlamda YDP’nin; sosyal devlet anlayışına uygun projelerinden biri de ev hanımlarına sağlanacak sosyal güvencedir.

 

KKTC’de yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı alan ev hanımlarının hali hazırda sosyal sigortası bulunmamaktadır. YDP iktidarında bu konuyla ilgili gerekli düzenleme yapılacaktır.

1974 göçmeni ev hanımlarımızı Türkiye’den emekli edeceğiz.

 

1974’den sonra Adamıza gelip burada vatandaş olan fakat herhangi bir devlet işinde çalışmayan ev hanımlarımızı Türkiye Cumhuriyeti’nin yurt dışında yaşayan vatandaşlara vermiş olduğu emeklilik hakkından faydalandırarak, topluca emekli edeceğiz.

 

Bunun karşılığında ev hanımlarımızın ödemesi gereken primleri ise TC Ziraat Bankası’ndan borçlanmak sureti ile devlet eli ile yapacağız.

 

Ev hanımlarımız, bu işlemleri için bürokratik işlemlerin peşinde koşmayacaklardır. Görevlilerimiz bizzat başımızın tacı hanımlarımızı evlerinde ziyaret edecek, formları doldurtacak ve her türlü işlem Devlet eli ile yapılacaktır.

 

Müracaat ettiği tarihi takip eden ay emekli olacak olan ev hanımlarımızın prim borçları maaşlarının bir bölümü ile banka borcuna mahsup edilecek, geri kalan maaş miktarı hanımlarımıza ödenecektir.

 

Böylece hanımlarımız emekli olacak ve sosyal sigorta hakkına kavuşacaklardır.

 

YDP; sosyal güvence yoksunu vatandaş bırakmayacak, sosyal adaleti mutlak surette tesis edecektir.

 

M) DÖVİZLE BORÇLANMA YASAĞI…

 

Aile birliğini, bütünlüğünü ve sahip olunan maddi değerlerini korumak yönünde şahısların dövizle borçlanması yasaklanacaktır.

 

Devletin gümrük, harç ve vergi alımlarında dövizle işlem yapması uygulamasına son verilecektir.

Faiz borcu ana borcu geçtiği anda, borç durdurulacaktır.

Stopaj vergilerini arttırarak dövizle kiralamayı caydırıcı hale getireceğiz.

 

N) FAİZ POLİTİKASI:

 

Yeniden Doğuş Partisi olarak, bankaların tüketicilere uyguladığı haksız ve keyfi faizlere son vereceğiz. 

 

Bankalar ile tüketiciler arasındaki ilişkiler yeniden düzenlenecek, 1944 yılında çıkarılan “Faiz, Anaparayı Geçemez” ilkesini temel alan Faiz Yasasını yeniden yürürlüğe koyacağız.

 

Anayasa mahkemesi fazilerin serbest bırakılmasını 8 mart 2007 tarihinde Anayasaya aykırı bulmuş ve bu konuda yeni bir karar üretilmesini Hükümetlerden talep etmişken, bankacıların çıkarlarını korumakla görevli olduğunu düşünen Hükümetler yıllardan beri bu konuda herhangi bir yasal düzenleme yapmamışlardır.

YDP Faiz yasasını derhal çıkaracaktır.

YDP, Faiz yasasını derhal geçirecek Anayasa’ya uygun şekilde gerekli düzenlemeleri yaparak, adil düzen sistemini getirecektir. 

 

O) ENGELLİ BİREYLERİMİZ:

 

Ülkemizin engelli bireylerimiz açısından her alanda erişim kısıtlaması olmaksızın yaşanabilir bir hale gelmesi için “Engelsiz Ada” vizyonumuz çerçevesinde çalışmalarımızı biran önce başlatacağız.

 

Ülkemizde her şeyden önce engelli bireylerimizin, sayısı, engellilik türleri, demografik bilgileri, eğitim, iş ve sosyal yardımlardan yararlanma gibi veriler derli toplu ve yeterli değildir.

 

Ölçemediğiniz sorunu çözemezsiniz kabulünden hareketle, engelli vatandaşlarımız tarafından oluşturulan STK’ larla birlikte ve el ele vererek öncelikle ülkemizdeki en ücra köşede yaşayan tüm engellilerimizin devlet kaydı ve ilgisi altına alınmasını sağlayacağız.

 

Engelli bireylerimizi topluma ve devlete birer yük olarak değil, toplumsal hayatın aktif birer katılımcısı haline gelmiş, kendi kendilerine yetebilen, olabilecek en az destekle kendi hayatlarını sürdürebilen, mutlu, yaşamla barışık bireyler olarak görmek istiyoruz ve bunu sağlamak için her türlü çalışmayı yapmaya söz veriyoruz.

 

Engelli bireylerimizin yaşamlarını kolaylaştırmak ve toplumla bütünleşmelerini sağlamak amacıyla gerekli olan fiziksel ve sosyal altyapıları güçlendirecek, her şeyden önce engelsiz devlet, engelsiz hizmet ilkesi çerçevesinde engelli bireylerimizin Devlet hizmetlerine engelsiz erişimini sağlayacağız.

 

Engelli bireylerimizin topluma ve ailelerine birer yük gibi görülmelerine son verecek, kendi hayatlarını kazanabildikleri, kendi kendilerine yetebildikleri ya da en az desteğe ihtiyaç duyabilecekleri koşulları yaratmada her türlü tedbir, teşvik ve ayrıcalığı hayata geçireceğiz.

 

Toplumsal alan ve hizmetleri, engelli bireylerin katılımına olanak verecek şekilde düzenleyecek, özel sektör tarafından yapılacak ve işletilecek tüm binalarda engelli bireylerin engelsiz bir şekilde hareket edebilmelerini sağlayacak mimari düzenlemeleri zorunlu kılacağız.

 

“Engelsiz Taxi” hizmetini ücretsiz olarak engellilerimizin hizmetine sunacağız. Engelli vatandaşlarımızın rahatlıkla kullanabilecekleri şekilde donatılmış otomobil ve minübüsler, bu bireylerimizin talebi halinde kendilerini bulundukları yerden alacak ve istedikleri yere götürecek, bu hizmet ücretsiz yerine getirilecektir.

 

Özellikle görme ve işitme engelli bireylerimizin günlük yaşamda ve eğitim faaliyetlerinde işlerini kolaylaştırılacak teknolojik cihazların ücretsiz sağlanması için gerekli çalışmalar yapılacaktır.

Engelli bireylerimizin istihdam hakları arttırılarak hem devlette hem özel sektörde istihdam edilneleri mecbur kılınacak.

 

Ö) KIRSAL ALAN:

 

Kırsal alanı; dengeli kalkınmanın ve şehir - kır bütünlüğü içerisinde sosyal hayatımızın tamamlayıcı bir unsuru olarak değerlendiriyoruz. Ayrıca kırsal alanı, kentlerimizi ve ülkemizi besleyen, temel girdiler sağlayan, üzerinde yaşadığımız topraklara ve çevreye değer katan yerler olarak görüyoruz.

 

Bu yaklaşımla, kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımıza temel hizmetlerin ulaştırılması, yaşam kalitelerinin artırılması ve kırsal yaşamın korunarak geliştirilmesi temel önceliklerimiz arasındadır.

 

“Kırsalda yaşa, kentli ol” felsefesiyle oluşturacağımız hizmetlerle, kırsalda yaşayan halkımızın tarımsal üretimin etkin bireyleri olmalarını sağlarken, kentliliğin sağladığı tüm avantaj ve imkanlardan yararlanmalarını ve bu imkan ve avantajlara erişimlerini sağlayacağız.

 

 

P) YOLSUZLUKLA MÜCADELE:

 

Katılımcı demokrasimizi, şeffaflığı artan ve daha hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla güçlendirerek; her türlü yolsuzlukla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu konuda Sayıştaylık ve Ombudsmanlık makamları güçlendirilecek ve yasalarında değişiklik yapılarak bunların hazırladıkları raporları Meclis’e değil, doğrudan savcılığa götürmeleri için zemin hazırlayacağız.

 

Yolsuzlukların araştırılması için Başsavcılık makamı güçlendirilecek, burada özel bir birim kurulması için yasal düzenleme yapılacak ve yetkileri artırılacaktır.

 

“Nerden Buldun?” yasası çıkarılacak ve Başsavcılık makamına re’sen soruşturma hakkı tanınacaktır.

 

Böylece herhangi bir devlet dairesine atanan kişinin ve onun yakın çevresinin mali durumları sürekli izlenecektir.Kara paranın takibi yapılacaktır..

 

 

R) KÜLTÜR VE SANAT:

 

Kültürümüzün temel anlayış ve değerlerine dayalı zenginliğinden beslenen ve onu zaman ve mekân bağlamında geliştiren bir bakış açısıyla, diğer medeniyet ve kültür birikimlerine de açık bir kültür ve sanat yaklaşımını hedefliyoruz.

Kültürel varlıklarımızın korunması, bakım - onarım ve restorasyonları yeni bir program çerçevesinde yapılacak, başlatılan restorasyon çalışmaları süratle tamamlanacak ve bu değerlerimiz ekonomik şekilde işletilecektir. Halkımızın eski eserlere ve kültür varlıklarına daha fazla sahip çıkabilmesi için gerekli eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları bir an önce başlatılacaktır.

 

Kültürel farklılıkları zenginlik olarak gören, herkesin kültür ve sanat faaliyetlerine katkıda bulunduğu ve erişebildiği bir toplum için çaba göstereceğiz.

 

Bir Kültür Fonu oluşturarak tarihimizin önemli şahsiyetleri ve olaylarının belgesel, dizi ve çizgi filmlere dönüştürülerek tanıtımının yapılmasını destekleyeceğiz.

 

Tarihi, kültürel ve sanatsal varlıklarımızın ve toplum kesimlerinin zaman içindeki değişimlerini izleyecek şekilde Dijital Fotoğraf Arşivleri oluşturacağız.

 

Kültür ve Sanatta bilişim teknolojilerinin etkin bir şekilde kullanımını teşvik edecek, somut ve soyut kültür varlıklarımızın dijitalleştirilmesi için gerekli teknolojik altyapıları oluşturacağız.

 

Böylece, medeniyet birikimimizin gelecek nesillere aktarılmasına katkıda bulunmuş olacağız.

 

Öte yandan soyut/somut kültür ve sanat varlıklarımızın Turizmin geliştirilmesinde ve turistik çeşitlilik yaratılmasında etkin, kaynak yaratıcı ve halkımıza kazanç kapısı olacak şekilde değerlendirilmesi için projeler geliştireceğiz.

 

S) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (AKM):

 

Atatürk Kültür Merkezi günümüz ihtiyacını karşılayamamaktadır. Tiyatro, opera, kütüphane ve sergi salonlarının bir arada olduğu ve 24 saat hizmet veren yeni bir merkez yapacağız. 

 

Ş) ESKİ ESERLER VE TARİHİ BİNALAR:

 

Tarihi mimarilerin restorasyonlarının yapılması ya da fiziki varlıklarının korunmasının yanı sıra, mekânların mimari kimliğine ve orijinal işlevine uygun kullanılmasına yönelik azami hassasiyeti göstereceğiz.

Listelenmiş binaların bakım, onarım ve kullanımlarına ilişkin gerekli girişimler yapılacak, özellikle Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne’de yaşayan eski şehir bölgelerinin oluşturulması için çalışmalar geliştirilecektir

 

Özel şahıs müzelerini teşvik edecek, vatandaşlarımızın birikimlerinin değerlendirilmesini ve kullanıma açılmasını sağlayacağız.

 

T) HAYVAN HAKLARI:

 

Hayvanlar, dünyamızın ve tabiî düzenimizin olmazsa olmaz asli unsurlarıdır.

Varlıklarının korunması ve haklarının tanınması, yaşadığımız çevreye saygının ve insan olma sorumluluğunun sonucudur. Hayvan haklarını korumak ve özellikle şehirlerde bizlerle birlikte yaşayan hayvanların haklarını korumak bize göre hayatı korumakla eş anlamlıdır.

 

U) GENÇLERE KONUT PROJESİ:

 

Ülkemizde gelmiş geçmiş bütün iktidarlar, özellikle seçim dönemlerinde adeta bir seçim rüşveti olarak Gençlerimize Kırsal Kesim Arası dağıtmış, dağıtmaktadır. Gençleri köylerde tutmayı amaçlayan bu icraat başından sonuna değin yanlış olup, amaca hizmet etmemektedir.

 

Devlet, gençlerimize bu arsaları adeta fahiş fiyata satmaktadır. Zaten işsizlik girdabında olan gençlerimiz bu arsa için devlete bedel ödemeye zorlanırken, ‘‘hangi para ile bu arsa üzerine ev yapılacağı?’’ sorusu, ne yazık ki iktidarların sorunu olmamaktadır.

 

Ayrıca bu arsalar, o köylerdeki gençlere yetersizdir.

Arsa alamayan gençler travma yaşamaktadır.

YDP; Gençlerimize arsa değil, ev verecektir.

 

Konut Projemizde, özetle, Sosyal Konut Dairesi’ni yeniden revize edip aktif hale getirecek ve bu Dairenin Türkiye’de TOKİ ile ortaklaşa konut üretmesini sağlayacağız. Gençlerimiz, düşük peşinatlar karşılığında alacağı evlerinin bedelini adeta kira öder gibi uzun vadede Sosyal Konut Dairesi’ne ödeyeceklerdir.

 

Böylece inşaat sektörünü canlandırmış ve müteahitlerimize de yeni imkânlar sağlamış olacağız. İnşaat sektörü, kendisine bağlı 72 yan sektörü de beraberinde etkileyen lokomotif bir sektördür. Bu sayede ülke ekonomimize de ciddi bir ivme kazandırmış olacağız.

 

 

VIII - EKONOMİK POLİTİKALAR:

 

A) TURİZM:

 

Bir ada ülkesi olduğumuz ve karasal alanın artan nüfus yapımızla birlikte hızla daraldığı dikkate alındığı zaman, bize, üzerinde plân ve proje üreteceğimiz tek alan deniz kalmaktadır…

Bu bağlamda, belli alanlarda seçilecek deniz varlığı doldurularak, özel turizm ada bölgeleri yapılacaktır.

 

Turizm, ülkemizin ve ekonomimizin en önemli lokomotif sektörüdür. Bu sektörün problemlerini paydaşlarla birlikte ele alacak ve siyasetin etkisini sıfıra indirgeyecek bir yapılanmaya kavuşturacağız.

 

Turizm Master Plânı, gerçek anlamda hayata geçirilecek, sürdürülebilir turizmin geliştirilebilmesi ilkeleri çerçevesinde yerli ve yabancı yatırımlar ile özellikle Eko ve Agro Turizm  desteklenecektir. Bu süreçte turizm potansiyelini oluşturan doğal ve sosyo-kültürel kaynaklar korunacak ve dengeli kullanımını sağlayacak düzenlemeler sağlanacaktır.

 

Turizm yatırımlarına yönelik yeni ve tamamlanmış yatırım alanları tahsisi gerçekleştirilecektir. Bu çerçevede Bafra Tatil Köyü’nün de tamamlanması sağlanacak, Akdeniz köyü sahilleri turizm yatırım alanı olarak değerlendirilecektir.

 

 Hedef pazarlarla, KKTC arasındaki hava ve deniz ulaşımının kolaylaştırılması, ucuzlatılması ve ulaşım kalitesinin artırılması için gerekli çalışmalar yapılacaktır. THY’nın yabancı merkezlerden Anavatan Türkiye’ye yapmakta olduğu düzenli seferlerden KKTC turizminin yararlanması için çalışmalar yapılacak ve özellikle üçüncü ülkelerden başlayan seyahatlerin KKTC’de sonuçlanması için teşvikler verilecektir.

 

Anavatan Türkiye ile var olan turizm aktivitemiz geliştirilecek, bir yandan ekonomik canlılık yaratılırken, öte yandan da Türkiye’nin her köşesinden yapılacak ziyaretlerle, iki ülke arasındaki mevcut işbirliği ve anlayış birlikteliği geliştirilecektir. Aynı anlayışla, Türk Cumhuriyetleri ile de karşılıklı kültürel turlar düzenlenecektir.

Okullarımızda çocuklarımıza,yerli üretim süt ve meyve suyu dağıtılarak yerel üreticiler desteklenecektir.Ayrıca yerli üretimin desteklenmesi için ihalelerde yerli üreticilere %20 ihale farkı tanınacak,ithal ürünlere fon getirilecektir.

 

İngiltere piyasasının geliştirilmesi için çalışmalara devam edilecek, kaybedilmekte olan Alman piyasasının yeniden canlandırılması için bölgesel yaklaşım esası ile Aksiyon Plânı hazırlanarak vakit geçirmeden uygulanacaktır.

 

Tanıtım faaliyetlerine mevcut ve yeni açılacak bürolarla ve fuar katılımları, özel tanıtma organizasyonları ile devam edilecek, siyasi tanıtımla turistik tanıtım hizmetlerinin birbirlerinden daha fazla yararlandırılması için çalışmalar yapılacaktır.

 

B) İNŞAAT SEKTÖRÜ:

 

İnşaat sektörü, dünyanın her yerinde ülkelerin lokomotif sektörlerinden birisidir. Bu sektör 72 adet yan sektörü de beraberinde taşımaktadır. 2004 yılından beri ülkemizde, binlerce yarım inşaat boş ve atıl şekilde çürümektedir. TOKİ ile işbirliği yaparak bu yarım inşaatları bitirip pazarlamak sureti ile ekonomiye canlılık kazandıracağız.

 

İnşaat sektöründe işgücü niteliğini yükseltecek, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını geliştireceğiz.

 

Kullanıcı odaklı, güvenli, çevreyle barışık, enerji verimli ve mimari estetiğe sahip yapıların üretimi için tasarım ve yapım standartları geliştireceğiz.

 

Yabancıların gayri menkul almasını kolaylaştırıp, bürokratik engelleri ortadan kaldıracağız. Özellikle yabancıların tapu almasında ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Her gayri menkul alan yabancıya aynı anda oturum izni verilecek, belirli bir rakamın üzerinde ülkeye para getiren ve yatırım yapan yatırımcılara vatandaşlık verilecektir.

 

C) DENİZCİLİK PROJEMİZ VE BALIKÇILIK:

 

KKTC’nin ekonomik açıdan rahatlayabilmesi için el atması gereken öncelikli konulardan birisi de hiç kuşkusuz, Balıkçılık konusudur.

 

Bir ada ülkesi olan KKTC’de yıllık balık üretimi 450 tondur. Yaklaşık 500 ton da, yurt dışından balık ithal edilmektedir.

KKTC’de kişi başına düşen balık tüketim oranı ise dünya ortalamasının çok altında olup, yaklaşık 2.5 kilogramdır.

KKTC’de açık deniz balıkçılığı yapılmamaktadır.

 

Küçük ölçekli teknelerle yapılan balık avcılığı ile ancak kıyı balıkçılığı yapılmaktadır ki, bu durum balıkçılarımızı da mağdur etmektedir.

KKTC’de balıkçılıktan geçimini sağlayan aile sayısı 300-350 civarıdır.

Ülkemizde maalesef  balıkçılık konusu yıllardan beri hiç ciddiye alınmamış ve Hayvancılık Dairesi bünyesinde ele alınmıştır.

 

YDP iktidarında Balıkçılık konusuna özel önem verilecek, bu sektör özel desteklerle geliştirilecektir.

Buna göre;

 

1) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kara sınırı olan batısında Yeşilırmak ile doğusunda Gazimağusa arasında kalan tüm kıyı alanları ile bu kıyıya bağlantılı kıyı kenar çizgisinden 12 deniz mili ile ölçülen ve denize doğru açılan deniz alanlarımız politik, ekonomik ve sosyal açıdan Hükümranlık Alanı olarak kabul edilecektir.

2) Bu alanda geçerli olacak yeni Kıyı Kanunu çıkarılarak uygulamaya konulacaktır.

 

3) Kıyı Kanunu’nun ve bu kanuna dayalı tüzük ve yönetmeliklerin çıkarılmasından sonra kıyı alanlarının plânlanması ve yönetimi hızla desteklenecektir.

 

4) Kıyı alanlarının plânlanmasında;

 

a) Kıyı Koruma alanlarının belirlenmesi,

 

b) Kıyıdan başka bir yerde yapılması mümkün olmayan Ticari Limanlar, Cruise Yolcu Limanları, Turizm amaçlı Yat Limanları, Yelken Okulları, Yat Kulüpleri, balıkçı barınakları, balık çiftlikleri, denizden uluslararası giriş ve çıkış kapıları, fenerler, deniz alanlarındaki sondaj kuyuları, bu kuyulara bağlı boru şebekesi, enerji hatları, askeri ve sivil amaçlı haberleşme ve radar sistemlerinin nasıl olacağı konularında çalışmalar yapılacaktır.

 

5) Tüm denizcilik sektörünü tek çatı altında toplayan Başbakanlığa bağlı bir Denizcilik Müsteşarlığı ile özel sektörü temsil edecek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Deniz Ticaret Odası kurulacaktır.

 

6) En geç iki yıl içerisinde ve yerleşik alan dahilinde; GİRNE’de denizde 1100, karada 150 tekne kapasiteli Yat Limanı; GAZİMAĞUSA’da denizde 700, karada 100 tekne kapasiteli Yat Limanı yapılacak, her iki limana uluslararası Liman statüsü verilmesi (Liman Devleti) sağlanacaktır.

 

7) 2019 yılına kadar gerçekleştirilmek üzere Yenierenköy Balıkçı Barınağı, Kumyalı Balıkçı Barınağı, Boğaz Balıkçı Barınağı, Arapköyü Yat Limanı, Gemi Konağı Mevkii Yat Limanı olarak plânlanıp kademeli olarak Kuzey Kıbrıs Deniz Turizminin emrine verilmesi sağlanacaktır.

 

8) Yatları ile Kuzey Kıbrıs Yat Limanlarına gelen ve uzun süreli konaklamak isteyen yatçılara 5 yıl süreli oturma izni veren yasalar çıkarılması, sağlanacaktır.

 

9) Tüm deniz vasıtalarının Kuzey Kıbrıs Limanlarına giriş ve çıkış işlemlerinin <e devlet> esasına dayanan elektronik ortamda tek evraklı işlem düzeyine indirgenmesi sağlanacaktır.

 

10) Deniz Turizmi ve ulaşım trafiğini etkileyen kaçak balık çiftliklerinin kaldırılması, yasal kurulmuş olanların ise denizcilik kurallarına göre ışıklandırılması ve bunların kısa sürede seyir ve hidrografi haritalarına işlenmesi sağlanacaktır.

 

11) Denizcilik Meslek Lisesi ve Üniversitelerde denizcilik alanında eğitim yapan bölümlerin açılması desteklenecek, denizcilik personelinin uluslararası standartlarda yetiştirilmesi teşvik edilecektir. Devlet – Üniversite işbirliği ile Su Ürünleri Enstitüsü kurulacak; su ürünlerinde avcılık, kültür yetiştiriciliği ve işleme alanında büyük yatırımlar yapılarak ülke ekonomisine yeni kaynaklar ve istihdam alanları yaratılacaktır.

12) Akdenizde  yetişen ve ekonomik değeri yüksek olan balıkların oluşturacağımız su ürünleri enstitüsü marifetiyle popülasyonunu artırma, damızlık ve yavru üretimi, kontrol ve denetim mekanizmaları oluşturma gibi çalışmalarla çoğalmasını ve sürdürülebilir balıkçılık standartlarını oluşturmayı sağlayacağız. Balon balığının ekonomik değer yaratacak şekilde değerlendirilmesini sağlayacağız.

 

13) Ada ülkesi olmanın avantajını kullanarak kabuklu su ürünleri üretim çiftlikleri kurulmasını teşvik edecek, bu alanda ihracatçı ülke konumuna gelme hedefini gerçekleştireceğiz.

 

14) Eğitim ve spor amaçlı deniz kulüpleri için kıyı şeritlerinde ücretsiz alanlar tahsis edilecek ve bu kulüpleri desteklenecektir.

 

15) Kuzey Kıbrıs’a komşu Türkiye - Suriye - Lübnan ve İsrail ile yolcu taşıma anlaşmaları yapılacak ve bu ülkelere özel statüler tanıyarak, vizesiz giriş yapan ayrıcalıklı ülke olmaları sağlanacaktır.

 

16) Kuzey Kıbrıs Yat Limanı çıkışlı uluslararası Yat Rallileri, Yelkenli Yarışlar, Motorlu Tekne Yarışları düzenlenecek ve bu alanda ödüller verilerek, denizcilik alanında konferanslar, sempozyumlar hazırlanarak fuarlar açılması sağlanacaktır.

 

17) Dünya televizyonlarına Kuzey Kıbrıs’a ait denizleri ve tarihi - turistik değerleri ortaya çıkaran reklâmlar verilecek ve bu alanda Dünya Yatçıları elektronik broşürlerle Kıbrıs’a davet edileceklerdir.

 

Ç) ULAŞIM:

 

1. Kuzey Kıbrıs Havayolları’nı kurmak ulaşımda önceliklerimiz arasındadır. Kuracağımız bu havayolu şirketi kendi filosuyla, öncelikle Türkiye ve devamında Türkiye üzerinden üçüncü ülkelere yapılacak direkt tarifeli seferlerle ülkemiz ile dünya arasında etkin bir havayolu köprüsünü oluşturacak, ülkemizin Turizm şirketleriyle yapacağı paket anlaşmalar yoluyla ülkemize daha fazla turist gelmesini sağlayacak, teşvik edici güç olarak yeni ekonomik değerler yaratacaktır.

 

Kuracağımız havayolu şirketi bilet fiyatlarının daha uygun olmasına da doğrudan katkı sağlayacaktır.

 

2. Yurtiçi Ulaşım ağının uzunluğunu ve kalitesini arttıracağız.

 

KKTC’nin altyapısı Türkiye tarafından yapılmaktadır. KKTC’de karayolları ağı yaklaşık 2500 km’dir. Köy yolları ağı büyük oranda eskidir ve ihtiyaca cevap vermekten uzaktır. Şu anda yaklaşık 1000 km civarında yeni çift şerit yola ihtiyacımız vardır.

 

Ne yazık ki kamulaştırmayı yasal zemine oturtamadığımız için ihalelerin zamanında bitirilmesi mümkün olmamaktadır. İstimlakte alınan ara emirleri müteahhitleri zor durumda bırakmaktadır.

 

İstimlak yasasında değişiklik yapılarak istimlak bedellerine itiraz, ara emri süresi ve istimlak bedelinin ödenmesi gibi konular yasal zeminde çözülecektir.

 

KKTC’nde yollar en önemli sorunlarımızdan biridir.

Öncelikle gereksiz kasisleri kaldıracağız.

 

İyi dizayn edilmiş trafik yavaşlatma uygulamaları, sürücüler için çok zahmetli ve eziyetli bir sürüş ortamına sebep olmaktan kaçmalı, onları makul hızlarının daha altında seyahat etmeye zorlamamalıdır. Gereksiz kasisleri kaldırıp, gerekli olanları ise araçlara zarar vermeyecek şekilde yeniden düzenleyeceğiz.

 

Hem yedek parça tasarrufu hem de akaryakıt tasarrufu sağlayacağız.

 

Türkiye ile deniz ulaşımının geliştirilmesi çalışmalarımıza paralel olarak; ilk etapta Ercan’dan Alayköy çemberine uzanan güzergâhta güneş enerjisi ile çalışan hafif raylı metronun yapılması hedeflerimiz arasındadır.

Çünkü bu güzergâh; ilk üçü (UKÜ, KISBU ve YDÜ), aktif olmak üzere; Alayköy’e (Bahçeşehir Üniversitesi Kampüsü), Düzova’ya (15 Kasım Üniversitesi) ve Balıkesir’e (Erkmen Üniversitesi) kurulması hazırlanan toplam 6 üniversiteye ek olarak bir havaalanı ile üç sanayi bölgesini barındıran güçlü bir potansiyele sahiptir.

 

Bu arada; Lefkoşa gümrüğünün Girne veya Mağusaya taşınması ve Erenköy tarafına yeni bir liman yapılarak Erenköy’de de gümrük oluşturulması ile şehir trafiğine büyük araçların hiçbir şekilde sokulmaması amaçlanmalıdır. Şehir trafiğinde taşımacılığın küçük araçlarla yapılması şehirlerdeki trafiği rahatlatacak, ayrıca yeni iş alanının ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

 

Şehir içi ve şehirlerarası ulaşımda Akıllı Ulaşım Sistemlerini etkin bir şekilde kullanacak, akıllı sensörler, uzaktan algılama sistemleri, M2M uygulamaları başta olmak üzere teknolojinin getirdiği tüm yeniliklerden yararlanarak, çevreci, etkin bir ulaşım ekosistemi oluşturmak için gerekli adımları atacağız.

 

Batıda ve ada ülkelerinde yaygın olarak kullanıldığı gibi bisiklet özel yollarının yapılmasını teşvik edeceğiz.

 

Bisiklet özel yollarının yapılmasında öncelikli olarak okullarımıza erişimi kolaylaştıracak güzergahlar ile trafiğin ve yaya yoğunluğunun fazla olduğu güzergahlar tercih edilecektir.

 

Bisiklet yolu yapılan yerleşimlerdeki tüm öğrencilere ücretsiz bisiklet vereceğiz.

 

Ülkemize bisiklet ve elektirikli bisiklet ithalatında gümrük vergilerini sıfırlayacağız.

 

E) TOPLU TAŞIMA:

 

Güvenli, ekonomik, konforlu, hızlı ve çevreye duyarlı hizmetlerin sunulduğu toplu taşımayı geliştireceğiz.

 

Ülke genelinde etkin bir toplu taşıma ağının kurulmasını sağlayacağız.

 

Uydu ve CPS sistemlerinin sağladığı teknolojik imkanlarla şehir içi trafik yoğunluk analizlerini yapacak, bu güzergahlarda çevreci toplu taşıma araçlarını teşvik ederek trafiğe çıkan araç sayısının azalmasını sağlayacağız.

 

Ülke genelinde toplu taşıma ağının kurulmasını sağlayacağız. Bu hususta öncelikle Taşıma Kooperatiflerinin organize olmalarını teşvik edecek, rota ve tarife oluşturmada teknolojik destek ve araştırmaları sağlayacağız.

Özel sektör açısından ekonomik olmayan güzergahlarda, uzak ve nüfusu az köylerimizin de toplu taşıma imkanlarından yararlanması için sübvansiyonlar yapacağız.

 

F) KOBİ:

 

Hızlı büyüyen veya büyüme potansiyeline sahip girişimler ile yenilikçi KOBİ’leri desteklemeyi, istikrarlı ekonomik büyümenin ve sosyal gelişmenin önemli bir gereği olarak görmekteyiz.

 

KOBİ’lerin finansmana erişiminin artırılması amacıyla gerekli düzenlemeleri yaparken; verimlilik algısının geliştirilmesini, üretim süreçlerinin iyileştirilmesini ve katma değerin artırılmasını da amaçlamaktayız. İşletmelerin iyi örneklerle buluşturulması yoluyla deneyim aktarımını sağlayacak ve işletmeler arası etkileşim düzeyini yükselteceğiz.

 

Verimlilik alanında sistematik gelişmeler kaydeden KOBİ’lerimizin devlet desteklerinden öncelikli ve avantajlı olarak yararlanmasını sağlayacağız. Bilgi ve iletişim teknolojilerinden etkili bir araç olarak faydalanarak bilgi tabanlı ekonomiye dönüşümü ve nitelikli istihdamı geliştirmeyi hedefliyoruz.

 

Üretim maliyetlerinin ana girdisi olan elektrik çeşitlendirilerek, güneş ve rüzgâr enerjisi ile elektrik üretimi hibe programları ile teşvik edilecektir.

 

Kamunun, KOBİ’lere farkındalık eğitimleri ile danış-manlık ve aracılık hizmetlerinin verilmesini ya da desteklenmesini içerecek şekilde süreci kolaylaştırıcı bir rol üstlenmesini sağlayacağız.

 

Kobilerin nitelikli istihdam yaratabilmesi ve nitelikli insan kaynaklarına erişebilmesi için mesleki eğitim ve kursların düzenlenmesini sağlayacağız.

 

Özellikle ihracata yönelik üretim yapan, ileri teknoloji üretimi yapan Kobi’lerin özel desteklerden yararlanmalarını sağlayacak, bürokratik işlemlerini kolaylaştıracağız.

 

Ülkemizdeki KOBİ’ lerin MARKA ve yenilikçi ürün yaratmaları için gerekli fikri, sınai ve patent süreçlerini destekleyeceğiz.

 

G) YATIRIM:

 

Ülkemize yabancı sermayenin gelmesinde siyasi sebeplerin yanı sıra kendimizden kaynaklanan bir çok engellerin varlığı  bilinirken, yerli yatırımcılarımızın ihtiyaç duyulan krediye ulaşmalarında çeşitli sıkıntılar yaşadıkları da, gözlenmiştir.

 

Öte yandan Bankalarımızdaki mevduat oranı, 16 milyar liraya ulaşmıştır. Bu paranın büyük bir kısmı Türkiye kayıtlı şube bankalarında bulunmaktadır. Bu bankalar KKTC tapuları arasında ayrım yapmakta, örneğin ‘‘Tahsis’’ menşeli tapuları ipotek olarak kabul etmemektedir.

 

KKTC tapuları arasında ayrım yapan şube bankaları önce uyarılacak, tekrarında ise lisansları iptal edilecektir. Aynı şekilde şube bankalarının mevduatlarının tamamını burada kullanmaları için yasal düzenleme yapılacak, böylece yatırımcının finansman ihtiyacının karşılanması sağlanacaktır.

 

KKTC’de, yatırımın önünü tıkayan en büyük engel olarak, şunlar görülmektedir:

 

Vergi Oranları, Vergi İdaresi Mevzuatı, Kıbrıs Sorunu ve izolasyonlar, Siyasi istikrarsızlık, Elektirik (Altyapı, kesinti, dalgalanma ve ücret), İstikrarsız politikalar, Makroekonomik belirsizlik (Enflasyon, Döviz, Finansman maliyeti, işgücü zorluğu, finansmana erişim, kayıtdışı firmalarla rekabet, işgücü maliyetleri, lojistik problemler, iş kurma ve faaliyet izinleri, Bürokrasi, Yeşil Hat Tüzüğü, Mevcut işçilerin vasıf ve eğitim seviyeleri, Yolsuzluk, Rüşvet, Su (Altyapı, kesinti, yeterlilik, fiyat) Destekleyici üretim ve depolama tesisleri, Mahkemeler, arsa, arazi, suç, hırsızlık ve kargaşa, Telefon, internet, güvenlik sorunu ve tapu işlemleri…

 

YDP; yatırımın önündeki tüm engelleri kaldıracak, bürokrasiyi sıfırlayacaktır.

 

Özel sektör yatırımlarının önünü açmayı ve bu yatırımları teşvik etmeyi sürdüreceğiz. Kamu yatırımlarını, özel sektör tarafından gerçekleştirilemeyecek ekonomik ve sosyal altyapı alanlarında yoğunlaştıracağız.

 

H) MADENCİLİK:

 

Kıbrıs, tarihi boyunca geçimini, madencilikle sağlamış bir adadır. Kıbrıs ismi Bakır’dan gelmektedir. Ada’da, 1917 yılından itibaren madenlerin işletilmesi için CMC Madencilik Şirketi kurulmuş ve Ada ekonomisine büyük katkılar sağlamıştır. 1974 e kadar faaliyet gösteren CMC’de 5700 kişi çalışmakta idi. CMC, 1974’te Ada’yı terk etmiş, geriye, Lefke’de çevre felâketi olarak nitelendirebileceğimiz muazzam büyüklükte bir atık bırakmıştır.

 

Ada’mız, bugün de başta Bakır olmak üzere maden zenginliklerine sahiptir. Güney Kıbrıs’ın Apliç bölgesinde halen 2 adet maden ocağı faaliyet göstermektedir.

 

Ülkemizde de maden aranmalı ve işletilmelidir.

Günümüz dünyasında hiçbir ülke maden zenginliklerinin toprak altında kalmasına izin vermemektedir.

 

Varolan madenlerin çevre ve insan sağlığına zarar vermeden ileri teknoloji ile nasıl çıkarılabileceği tartışılır, mevzuatlar buna göre düzenlenir ve en önemlisi maden rezervi çıkarıldıktan sonra o bölgenin rehabilitesinin nasıl yapılacağı bir protokole bağlanır ve ondan sonra madenin çıkarılmasına izin verilir…

 

Ülkemizde, hâlâ daha bir ‘‘Maden Yasası’’nın olmaması kabul edilemez. YDP iş başına geldiğinde toplumsal konsensüs ile bir Maden Yasası çıkaracak  ve akabinde de maden araştırılması ve işletilmesi sağlanacaktır.

 

I) SERBEST BÖLGELER:

 

YDP; uzun vadede Ada’nın tümünün Serbest Bölge olmasını hedeflemektedir. Kısa ve orta vadede ise belirli bölgelerde serbest bölgeler kuracak ve bu bölgelerin çağdaş bir alt yapı ile işletilmesini sağlayacaktır.

Serbest bölgeler Kara, Deniz ve Havacılığa uygun olarak düzenlenecektir.

Geçitkale Havaalanı bölgesi, Haspolat bölgesi, Mağusa, Erenköy ve Gemikonağı bölgelerinde serbest bölgeler kurulacaktır.

 

İ) TEKNOLOJİ:

 

Ülkemizin “Bilişim Adası” olması  partimizin öncelikleri arasındadır.

 

Ada’nın tümünün Serbest Bölge olması vizyonumuzun bir parçası olarak Küresel Bilişim pazarında ülkemizin katmadeğer yaratan bir konuma gelmesi için her türlü yasal, politik ve teknolojik adımlar atılacaktır.

 

Bu çerçevede; İsrail ve Dubai örneklerinde görülen başarı hikayelerinden yola çıkarak ülkemize özgü, adanın tamamını kapsayan Teknokent Yasası hayata geçirilecek, Üniversitelerimizin öncülük edeceği “Kuluçka Merkezleri” oluşturulacak, Start-Up’ lar geliştirilecek, küresel ölçekte melek yatırımcıların ülkemizde geliştirilecek projelere yatırım yapmaları teşvik edilecektir.

 

Küresel çapta Çağrı Merkezleri’nin ülkemizde kurulması, Çok uluslu teknoloji firmalarının ülkemizi serbest bölge olarak kullanmaları, küresel teknolojik ticaretin düğüm noktalarından bir olmayı hedeflemiş bulunmaktayız.

 

Küresel ticaretin ve teknolojilerin sınır tanımayan dolaşımı sayesinde ülkemiz küresel sermayenin kontrolünü elinde bulunduran ülkeler arasında yer alabileceği gibi KKTC’nin fiilen tanınmasının önü de açılmış olacaktır.

 

Geleceğin dünyasını, insana ve insanla var olan bilim ve teknolojiye, bunların ticarileşmesine ortam hazırlayan, bilgi tabanlı bir ekonomi inşa eden ülkeler kuracaktır. Kalkınma stratejimizin özünü; daha donanımlı, daha yenilikçi ve girişimci, bilgi üreten ve bunu yüksek katma değere dönüştüren insanımız ve işletmelerimiz oluşturmaktadır.

 

Bunun için bilgi üreten ve bilgiyi nitelikli bir biçimde kullanarak ticari değere dönüştüren, etkin işleyen bir Ar-Ge ve yenilik sistemini oluşturacağız.

 

İleri teknoloji yatırımlarına her türlü teşviği sağlayacak, ülkemizin ileri teknoloji üreten ülkeler arasında olmasını sağlayacağız.

 

Kıbrıs’ın Bilişim Adası olması ve Bilgi Toplumu olma yolunda Bilişim Teknolojilerinin gerektirdiği her türlü yasal düzenlemeyi yapıp, teşvik ve tedbirleri gerçekleştireceğiz.

 

Bu çerçevede, Bilişim Yasası, Kişisel Verilerin Korunması Yasası, Bilişim Suçları ve Siber Suçlarla Mücadele Yasaları’nı güncel ihtiyaçlar göz önüne alınarak çıkartacak ve etkin bir şekilde uygulanması için gerekli kurumsal yapılanmalar ile düzenleyici mevzuatları geliştireceğiz.

 

Halen Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte yürütülen, ancak birçok açıdan aksaklık yaşanmakta olan “E-Devlet” çalışmalarını T.C. Kurumları ile çözüm odaklı, uyumlu ve etkin bir şekilde yürüterek KKTC’ yi “Dijital Devlet” haline getireceğiz.

 

J) E - TİCARET:

 

E-Ticaretin gelişimini teşvik edecek, böylece ülke genelinde satış yapan tüm firmaların internet üzerinden hizmet vermelerini teşvik edeceğiz.

 

Gerek Türkiye ve gerekse diğer ülkelerdeki e-ticaret firmalarının ülkemizi merkez alarak ve ülkemizde kuracakları firmalar üzerinden hizmet sunmalarını teşvik edeceğiz. Bunun sonucunda; nitelikli istihdam, vergi ve harç gelirleri ile söz konusu e-ticaret faaliyetlerine destek sağlayan yan sektörlerin ülkemizde kurulmasını sağlayarak sektörel yayılmaya dayalı yeni gelir kaynakları yaratacağız.

 

K) MESARYA VE KARPAZ BÖLGESİ PROJELERİ:

 

Mesarya Projemiz 30 köy, 7 Belediye ve 35.000 kişiyi direk ilgilendiren bir projedir.

 

Mesarya’yı su ile buluşturup üretimi teşvik edecek, Köy Kooperatiflerini yeniden ele alıp üretim ve pazarlama yapmalarını mutlak surette sağlayacağız. Kooperatif Merkez Bankası bu işin hem yöneticisi, hem de finansörü olacaktır.

 

KKTC’de, geçmiş yılların Karpaz bölgesinde tütün ekimi yapılmaktaydı. Ne acı ki bu bölgemizde tütün ekimi artık tarihe karışmıştır. Oysa Tütün Endüstrisi Kurumu, yurt dışından her yıl 20 milyon liralık tütün ithal etmektedir.

 

Karpaz bölgesinde alım garantili - plânlı tütün ekimini yeniden teşvik edecek, katkı sağlayacak ve bölge insanının yüzünü güldüreceğiz.

 

L) MARAŞ POLİTİKASI:

 

Kapalı Maraş, 43 yıldır hayalet bir şehir görünümündedir ve çürümeye terk edilmiştir. Maraş, 1974 öncesinde Kıbrıs’ın en önemli turizm merkezi idi. Maraş’ın bu şekilde çürümesi hiç kimsenin menfaatine değildir.

 

Öte yandan Maraş’ın Türk Vakıf arazileri üzerine kurulduğuna inancımız tamdır. Maraş’ın Türk malı olduğunu Uluslararası mahkemelerde savunmak zorundayız.

Maraş’ın Türk yönetiminde iskâna açılmasının, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası camiayı ayağa kaldıracağının farkındayız. Ve bunun uzun bir süreç olduğunun da bilinci ile Maraş için özel bir ara formüle ihtiyacımız vardır.

YDP iktidara geldiğinde, Maraş’ı iskâna açacaktır:

Maraş formülümüz şöyledir:

 

Müktesap haklarımız baki kalmak kaydı ile Maraş; Türk Yönetiminde, BM Gözetiminde, Özel Statüde eski mal sahiplerinin iskânına açılacaktır. Bununla ilgili olarak gerçek hak sahiplerine mallarına sahip çıkmaları için 1 yıllık süre tanınacak, bu sürenin sonunda başvuru yapılamayan gayri menkuller sahipsiz addedilerek şeffaf bir ihale ile satılacak ve buradan gelen gelir Mal Tazmin Komisyonu’nun bütçesine aktarılacaktır.

 

Maraş’ın bu şartlarda iskâna açılması BM kararlarına aykırı olmadığı gibi, Rumları da rahatsız edecek bir durum değildir.

Maraş’ta 4496 Konut, 3000 İşyeri, 99 Eğlence Merkezi, 25 Müze, 43 Resmi Daire, 8 Okul, 9 İbadet yeri, 24 Sinema ve 2 Spor tesisi bulunduğu bilinmektedir.

 

Bunun yanı sıra Maraş’ta 10.000 yatak kapasitesine sahip 45 Otel, 60 Apart Otel, 380 Yarım İnşaat yer almaktadır. Maraş’ın İskâna açılması halinde, yalnızca tamir ve restorasyon için ülkemize girecek para 2 Milyar dolardır…

 

Bu gerçeklerden hareketle; yalnızca arazi değeri 100 milyar dolar olarak hesaplanan Maraş’ın ekonomiye kazandıracağı ivme tartışılamaz bir büyüklüktedir.

M) ŞEREFİYE VERGİSİ ve MAL TAZMİN KOMİSYONU:

 

Kıbrıs meselesinin en önemli açmazı, Mülkiyet meselesidir. Bu mesele çözülürse, Kıbrıs Meselesi de büyük oranda çözülecektir.  Mülkiyet meselesinin çözüm yolunu ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bize göstermiştir. Demopoulus Davası kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Rumlara, Mal Tazmin Komisyonu’na başvurmalarını ve mülkiyet iddialarını burada çözmelerini emretmiştir.

 

Böylece Loizudu Davası gibi davalar artık tarihe karışmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu kararından sonra Rumlar ister istemez Mal Tazmin Komisyonu’na başvurarak, Kuzey’deki mallarının takas, iade veya tazminat şeklinde halledilmesini talep etmektedirler.

 

Bu durum, yıllardan beri savunulan Türk tezine de uygundur. Kuzey’de mal bıraka Rumlar bir şekilde tazmin edilerek mağduriyetleri giderilecek ve mallar Türkleşecektir.

 

Türkiye Mal Tazmin Komisyonu’nun tazminat kararları doğrultusunda 200 milyon sterlinin üstünde bir tazminat ödemiştir. Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yönetiminde malları halen elinde tutan ve bu malların Türkleşmesi halinde malların değerini birkaç misli artıracak olan mal sahiplerinden Mal Tazmin Komisyonu’nun tazminatlarının bir bölümünü üstlenmesini istemektedir.

 

Anlaşılan meblâğ, tazminatın %20’sidir.

 

Bu meblâğı ödeyemeyecek durumda olan mal sahiplerine Ziraat Bankası’ndan uzun vade - düşük faizli kredi sağlanacaktır.

 

Eşdeğer koçan sahiplerinin durumu istisna olmak kaydı ile malları birkaç misli değerlenecek olan mülk sahiplerinin bu malın bir bölümünü ödemesi, haktır.

 

İngiltere başta olmak üzere, devletin her hangi bir icraatı ile malının değeri artan kişi Devlete Şerefiye Vergisi diyebileceğimiz bir vergi öderler.

 

YDP iktidara geldiğinde, elindeki malın %20’sini ödemek isteyenlerin bu haktan faydalanabilmesi için Şerefiye Vergisi’ni yasallaştıracaktır. Bu vergiyi ödemek istemeyen mülk sahiplerine ise her hangi bir mecburiyet getirilmeyecektir. Bunlar da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, başvuru yapmayı reddeden Rumlara tavsiye ettiği gibi, Kıbrıs sorununun çözümünü bekleyecek ve orada anlaşılan duruma göre Mülkiyet meselelerini halledebileceklerdir.

 

 

IX - DIŞ POLİTİKA:

 

A) KIBRIS MESELESİ:

 

YDP; Kıbrıs müzakerelerinin hızlı bir şekilde yürütüldüğü bu süreçte ve ülkemizin kritik bir döneminde tarihi bir sorumluluğa talip olmaktadır.

 

Dünyadan kopuk değil, her alanda dünyayla bütünleşen bir ülke olmayı hedefliyoruz.

Halkımızın uluslararası toplum içerisindeki haklı yerini alabilmesi, temel önceliklerimizden biridir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ekonomik altyapısının güçlendirilmesi ve refahının artırılması için bugüne kadar Anavatanımız Türkiye’nin katkıları aşikardır. Kıbrıs’ta, her iki halkın asli kurucu iradelerini, siyasi eşitliklerini ve Ada’nın ortak sahibi olmalarını temel alan, müzakere edilmiş, adil ve kalıcı bir çözümü hedefliyoruz.

 

Bu nedenle, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından sürdürülen müzakereleri ihtiyatlı bir iyimserlikle destekliyor ve varılacak çözümde;

 

* Halkımızı yeniden göçmen durumuna düşürmeyecek,

 

* Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünü sulandırmayacak,

 

* Siyasi eşitliğimizi, egemenliğimizi, iki kesimlilik ve iki bölgeliliğimizi zedelemeyecek, bir anlaşmaya ‘‘Evet’’ diyeceğimizi, peşinen beyan ediyoruz.

 

Dış politikada B Plânı’nı devreye sokacağız.

3 alternatif üzerinde odaklanıyoruz:

 

1) Kosova Modeli

2) Nahcivan Modeli

3) Tayvan Modeli

 

1) Kosova Modeli:

 

Kosova, Birleşmiş Milletler tarafından hâlâ Sırbistan’ın bir parçası olarak kabul edilmektedir.

 

Birleşmiş Milletler, Kosova’nın tanınmaması için 1999 yılında 1244 sayılı kararı almış ve orada Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Misyonunu oluşturmuştu.

 

Kosova Cumhuriyeti 17 Şubat 2008 tarihinde bağımsızlığını ilân etmiş ve ABD ile Türkiye başta olmak üzere 120 civarında ülke tarafından tanınmıştır.

 

Sırbistan ise bu kararın Birleşmiş Milletler’in 1244 sayılı kararına aykırı olduğunu iddia etmiş ve konuyu Uluslararası Adalet Divanı’na taşımıştır.

 

Uluslararası Adalet Divanı 22 Temmuz 2008 tarihinde Kosova’nın Bağımsızlığının hukuka uygun olduğuna karar verdi. 

 

UAD, Birleşmiş Milletler’in en yüksek Devletlerarası Hukuk Mahkemesidir.

 

KKTC ile Kosova sorunu, birbirine benzemektedir.

 

Kosova bağımsızlığında direnmiş ve Birleşmiş Milletler kararına rağmen 120 ülke tarafından tanınmıştır.

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de kararlı bir şekilde tanınma mücadelesi vermesi ve aynı yolu izlemesi halinde, pekalâ tanınabilirdir.

 

2) Nahcivan Modeli:

 

Nahcivan Özerk Cumhuriyeti, uzun bir mücadelenin sonunda Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında imzalanan Moskova ve Kars Anlaşması temelinde, 9 Şubat 1924 yılında kurulmuştur.

 

Nahcivan dış politikada ve güvenlikte Azerbaycan’a bağlıdır. Yasama organı, 45 üyeli Meclise aittir.

Ülke, Bakanlar Kurulu tarafından yönetilir.

 

Bütçesi, kendi imkânları yetmediği zaman Azerbaycan tarafından karşılanır.

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin şu andaki durumu fiilen Nahcivan’a benzemektedir. Bizim de güvenliğimiz Anavatana tarafından sağlanmakta, dış politikada Türkiye tarafından temsil edilmekteyiz.

 

Bütçemizin eksik bölümü Türkiye tarafından sağlanmakta, altyapı yatırımlarımız Türkiye tarafından sağlanmaktadır.

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mevcut durumunu resmileştirip Güvenlik ve Dış Politikada Türkiye ile özel bir anlaşma yapıp içerde tam bağımsız bir yönetim ile yoluna devam edebilir.

 

3) Tayvan Modeli:

 

Tayvan, 7 Aralık 1949 yılında bağımsızlığını ilan etmiş ve Çin’i temsilen Birleşmiş Milletler’e kabul edilmişti. Çin, 1971 yılında Birleşmiş Milletler’e alındı ve Tayvan Birleşmiş Milletler BM üyeliğinden çıkarıldı.

Tayvan, şu anda 23 ülke tarafından tanınmasına rağmen birçok ülke ile gayri resmi ekonomik, kültürel ilişkiler kurabilmektedir.

 

23 milyon nüfuslu bu ada ülkesi tanınmamasına rağmen, dünyanın bütün ülkeleri ile ticaret yapmaktadır. Yıllık ticaret hacmi, 867 milyar dolardır.

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Tayvan Modeline uygun olarak ticaretle turizme ağırlık verebilir. Tanınma konusu, dünya ülkeleri ile ticari ilişki kurmamıza engel değildir.

 

Yeniden Doğuş Partisi; Tayvan, Nahcivan ve Kosova Modellerinin üçünü birden uygulayacaktır. Buna göre;

 

* Kosova modelinden hareket ederek, bizi tanıyabilecek ülkelere kendimizi tanıtacağız.

 

* Nahcivan modeline uygun olarak, bizi tanımayan ülkelerde Türkiye Büyükelçiliklerine bizi temsil etme yetkisi verilecektir. Bunun için Türkiye ile özel bir anlaşma yapmak yeterlidir.

 

* Tayvan modeline uygun olarak da Ticaret Odası vasıtası ile dünyanın bir çok ülkesinde Ticari temsilcilikler açılacak ve tıpkı Tayvan’ın yaptığı gibi dünya ile ticari ilişkiler bu temsilcilikler vasıtası ile yapılacaktır.

 

Bilindiği gibi Kıbrıs Türk Ticaret Odası İnternational Chamber Of Commerce (ICC), İslam Ticaret - Sanayi Odası ve Ticaret Borsası dahil, dünyanın ileri gelen birçok ticari örgütü tarafından tanınmaktadır.

 

Ticaret Odası, Kıbrıs Cumhuriyeti’nden önce kurulduğu ve tescil edildiği için uluslararası ilişkilerde yasal bir engeli yoktur.

 

Yeniden Doğuş Partisi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önündeki tüm ambargo ve engelleri aşacaktır.

 

B) TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER:

 

Yeniden Doğuş Partisi; Bağımsızlığına halel gelmeksizin Türkiye ile her alanda işbirliği yapılmasından yanadır.

 

Bu meyanda, Avrupa Birliği ülkeleri arasında uygulanan 4 özgürlüğün;

 

- Serbest Dolaşım

- Serbest yerleşim

- Serbest Mülk Edinme (ve)

- Serbest Giriş

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye arasında da uygulanmasını sağlayacağız.

 

Rumlarla anlaşıp Federal Kıbrıs’ı kursak ve Avrupa Birliği’ne girsek, 28 ülkeye uygulayacağımız 4 Özgürlüğü şimdiden Türkiye’ye uygulamanın hiçbir sakıncası olmadığı gibi, Türkiye’nin Federal Kıbrıs’tan istediği 4 Özgürlük Hakkı’nı şimdiden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden istemesinin de bir sakıncası olmaması gerekir…

 

 

 

Rumlarla İlişkilerde

Mütekabiliyet Politikası:

 

Mevcut düzende, Kuzey’den Güney’e geçişlerde Rumlar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları arasında ayrım yapmakta ve sonradan KKTC vatandaşı olanların Güney’e geçişlerine izin verilmemektedir. Bu “İnsan Hakları” ve ‘‘Eşitlik İlkesine” aykırıdır.

 

Ancak Kuzey’e girişlerde, Rum kimliği taşıyanların doğum yerine bakılmaksızın KKTC’ye girişleri serbesttir…

YDP olarak bu konuda mütekabiliyeti esas alacağız.

Ya tüm yurttaşların ayrıma tabi tutulmadan geçişine izin verilecek ya da sonradan Rum vatandaşı olanların Kuzey’e geçişlerine izin verilmeyecektir.

 

Herkes için eşitliği ve adaleti getireceğiz.